(3095 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.12.1996 tarih ve 30-614 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil banka şubesinde hesabı bulunan davalının bu hesabına sehven 5.254.000 liranın iki defa yatırıldığını ve vekili tarafından 29.2.1992 tarihinde çekildiğini, davalı ile yapılan görüşmeler sonucunda 28.2.1995 tarihinde 1.500.000 lira, 22.3.1995 tarihinde 1.500.000 lira ve 30.5.1995 tarihinde 1.500.000 lira ile 25.7.1995 tarihinde 754.000 lira ödenmesine rağmen bakiye anapara ve faiz borcunun ödenmediğini, davacı tarafından yapılan ödemelerin BK.84/1.maddesi uyarınca öncelikle faiz borcundan mahsup edildiğini ileri sürerek bakiye 11.800.000 liranın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, olayda tüm kusurun davacı bankaya ait olduğunu, kendisi adına hesaba yatırılan paranın annesi tarafından vekil sıfatı ile Malatya Şubesinden çekildiğini, davacı bankanın aradan 3 yıl geçmiş olmasına rağmen talep ettiği miktarı iyiniyetli olarak tamamını ödediğini, fazladan ödenen miktara reeskont faizi istemenin doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, olayın bankanın On-Line sistemindeki hatadan doğduğu, olaya davacı bankanın seneler geçtikten sonra muttali olduğu, davacı bankanın hesap hareketlerine gereken dikkat ve özeni göstermediği, fazla ödenen 5.254.000 liranın davalı tarafından varılan mutabakat üzerine 4 taksitle ödediği, olayda davalının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı bankada davalının vadesiz mevduat hesabı bulunmakta ve bu hesaba davalı adına yatırılan tayın bedelleri davalının annesi tarafından çekilmektedir. Nitekim bu hesaba gönderilen tayın bedelinde 29.2.1992 tarihinde 5.254.000 lira çekilmiş olmasına rağmen bu miktar hesaptan iptal edilmemiş ve daha sonra geçen tayın bedeli ile birlikte 10.506.586 olarak bakiye göstermiş ve bu para yine davalının annesi tarafından hesaptan çekilmiştir.Banka bu hatalı işleme 17.6.1994 tarihinde muttali olmuş ve fazla ödenen miktar geçici hesaba alınmıştır. Bilahare davalı hesabından yapılan fazla ödeme dört taksitle davalıdan alınmış olup, davacı mükerrer ödeme tarihi ile anaparanın iade edildiği tarihlere kadar oluna faizi dava konusu yapmıştır.
Davalının davacı bankada vadesiz mevduat hesabı var ise de bu hesapta mükerrer ödemeyi oluşturan miktarın tamamı davalının annesi tarafından çekmiş olması karşısında artık davalı bu tarih itibariyle davacı banka aleyhine nedensiz olarak zenginleşmiştir. O halde bir kredi kurumu olan bankanın nedensiz zenginleşme tarihinden itibaren faiz talep hakkı doğmuştur. Bu konuda ayrıca temerrüt ihtarına da gerek yoktur. Bankanın isteyebileceği faiz ise 3095 sayılı Yasanın 2/3.maddesindeki reeskont faizidir. Mahkemece yapılacak iş, mükerrer ödeme tarihi ile davalı tarafından bankaya yapılan iade ödeme tarihleri arasında işlemiş 3095 sayılı Yasanın 2/3 maddesi uyarınca reeskont faizinin bilirkişi aracılığı ile saptanıp sonucu çerçevesinde karar vermekten ibaret olup, yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.3.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy