(818 S. K. m. 306, 283)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 27.11.1996 tarih ve 1143-1175 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 9.5.1997 gününde davacı avukatları Abdullah ve Abdulkadir ile davalı avukatı Aslıhan gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kendisine mal aldığı şekilde geri ödenmesi şartıyla 1990 yılı başından itibaren verdiği ödüncün dava tarihi itibarıyla 16.739.037.867 TL'na ulaştığını ve davalı aleyhine başlattıkları takipte 2.739.037.867 TL istendiğini ileri sürerek, bakiye 14.000.000.000 TL'nın en yüksek temerrüd faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri, her iki taraf yönetiminde aynı şahısların bulunduğu sırada yapılan, müvekkillerini borçlandırıcı işlem ve alınan kararların geçerli olmadığını, arada karz akdi oluşmadığını, sebepsiz iktisap kurallarına göre verilenlerin iadesinin istenebileceğini, ancak böyle bir dava şartlarının dahi bulunmadığını ve bileşik faiz uygulanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, taraflar arasında karz akdinin mevcut olduğu, her iki şirket yöneticileri, temsil ve ilzama yetkili kişileri aynı olduğu için defter kayıtlarının davacı lehine ve davalı aleyhine ispat vesikası olarak kabul edilemeyeceği, ödünç olarak verilen paraların 6.5.1994 tarihi itibariyle 315.373.175 TL tuttuğu ve dava tarihi itibariyle davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, benimsenen bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava dilekçesinde davalıya verilen ödüncün faizi veya vade farkıyla iadesi istenmeyip bu paranın davacıya maliyet tutarının tahsili talebinde bulunulduğuna göre, mahkemece davacı tarafın bilirkişi Kaan Azak tarafından düzenlenen rapora karşı beyan dilekçesi ekinde ibraz ettiği banka yazıları da dikkate alınarak, davacının davalıya transfer amaçlı olarak bankalardan kredi kullanıp kullanmadığı, bu krediyi davalıya aktarıp aktarmadığı ve bu şekilde davalıya kullandırılan kredi varsa, bunun davacıya maliyetinin ne olduğu üzerinde durulması, başkaca deliller mevcut ise, bu taraf delilleri ve banka kayıtları da dahil olmak üzere, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile bu hususların açığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmediğinden, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 9.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.05.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy