(6762 S. K. m. 368, 374, 381)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Hassa Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 8.10.1996 tarih ve 55-132 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı ve müdahil davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.5.1997 gününde davacılar ve müdahil davacılar avukatı Rehber Koldaş ile davalı avukatı Osman Çakır gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin 31.1.1994 tarihinde yapılan genel kurulunda çağrı ve ilan usullerine uyulmayıp A ve B grubu hissedarlara ve kendisine davetiye gönderilmediğini, şirket mallarının usulsüz olarak Gümrük ve Tekel Bakanlığı'na ve fabrika arsasının bir bölümünün Özel İdare Müdürlüğü'ne satıldığını, satışın önce A grubu hissedarlara teklif edilmesi gerektiğini, gündemin 5-6-7-8-9 ve 10.maddelerinin iptaliyle yeniden genel kurul yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gerekli ilanların yapılarak, adresleri belli olanlara davetiye gönderildiğini, şirkete ait fabrikanın 20 yıldır atıl durduğunu, toplantı ve karar nisabı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, şirketin 60.000 adet hissesi bulunup bunun 33.423 adedinin satıldığı, toplantı ve karar nisabının satılan hisse sayısına göre tayin edilmesi gerektiği, toplantıda 22.807 hissenin hazır bulunmakla toplantı ve karar nisabının mevcut olduğu, hükümet komiserlerinin katıldığı, Özel İdare Müdürlüğü'nü yetkili temsilcinin temsil ettiği, çağrı gönderilmeyenlerin toplantı ve kararı nisabına etkilemeyeceği, ilanın ve sürenin yasaya uygun olduğu, 24.1.1994 tarihli toplantının erteleme tutanağında, çoğunluğun sağlanamadığı yönetim ve denetim kurulu raporlarının bilanço ve kar-zarar cetvelinin hazırlanmamış olduğu yazılarak toplantı 31.1.1994 tarihine ertelenip, bu durumda yasal düzenlemeye aykırılık mevcut ise de, ilan, toplantının yapıldığı tarih ve katılım oranı göz önüne alındığında eksikliğin iptal sebebi oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davacı yanında davaya katılan müdahiller vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı vekilinin aşağıdaki 2,3,4, nolu bentler dışında kalan diğer ve 31.1.1994 tarihli genel kurulun 5-6-7-8 (genel kurul kararlarından (5-7-8 nolu maddelerine tekabül eden) maddeler yönünden temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davalı şirketin genel kurula ne şekilde çağrılacağı ve ilan yöntemi şirketin anasözleşmesinin 24-28.maddelerinde gösterilmiş, toplantının TTK.nun 368.maddesi hükümleri dairesinde yapılacağı öngörülmüş bulunmaktadır. Her ne kadar çağrının usulsüzlüğü tek başına iptal sebebi teşkil etmez ise de, 31.1.1994 tarihli genel kurula çağrı ve genel kurulun toplantı şekli ve toplantıda alınan bir kısım kararlar, yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, davacı toplantıya katılmış ve davetiye usulsüz olduğundan, muhalefet şerhi yazdırması gerekmeyip, davacının iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Kaldı ki, 24.1.1994 tarihli genel kurul erteleme tutanağında erteleme gerekçesi olarak, gerekli çoğunluğun sağlanamadığı, yönetim ve denetim kurulu raporlarının, bilanço, kar ve zarar cetvellerini hazırlanmamış olduğu belirtildiğinden, ikinci toplantı olan 31.1.1994 tarihli genel kurula kadar bu eksiklikler giderilmiş olsa dahi, bu şekilde ikinci toplantıya gidilemeyeceği ve ibra kararları verilemeyeceğinin gözetilmemesi isabetli değildir.
3-Davalı şirkete ait arazi ve bina satışına ilişkin, gündemin 7-8 (genel kurul tutanağının 6 ve 7.) maddelerinde, satışa konu taşınmazların değerlendirilmesi yapılmamış, satışın ne şekilde yapılacağı belirlenmemiş, 100 dekarlık fabrika arsasının Hatay İl Özel İdaresi oylamaya katılarak kendi lehine oy kullanmıştır. Bu durumun, TTK.nun 374. maddesine aykırılık teşkil ettiğinin gözetilmemesi doğru değildir.
4-Genel kurul kararlarına karşı, TTK.nun 381.maddesine göre, toplantıya takip eden günden başlayarak 3 ay içerisinde iptal isteminde bulunulabilinir. Bu hususun re'sen göz önüne alınması gerektiğinden davacı yanında davaya katılan müdahillerin durumunun da bu madde hükmü çerçevesinde değerlendirilerek davaya katılma hakları bulunup bulunmadığının araştırılmaması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2,3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı şirketin 31.1.1994 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının, toplantı şekil ve yöntemlerine uyulmaksızın yapılması ve genel kurulda alınan 4-6-7 nolu (gündemin 5-7-8.)maddelerine tekabül eden) kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken bundan zuhul olunarak davanın tümden reddi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy