(6762 S. K. m. 57) (5584 S. K. m. 1, 59)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Asliye 1. Hukuk Mahkemesince verilen 5.11.1996 tarih ve 482-796 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 3.6.1997 gününde davacı avukatı Fadime Aydın ile davalı avukatları Selim Kaya Kardaş ve Şüle Dikmen Dinç gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 5584, sayılı Posta Kanunu'nun posta Tekeline ilişkin 2. maddesinin, açık ve kapalı mektuplar ile üzerlerinde haberleşme mahiyetinde yazı bulunan kartların kabulü, taşınması ve dağıtılmasını davacı tekeline verdiğini, ancak, bunun davalı tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek, davalı şirket ile muarazanın men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tekel yetkisi verilen PTT idaresinin artık bulunmadığını, Telekom A.Ş. ve Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü idarelerine tekel yetkisi verilmediğini, bu itibarla davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, kaldı ki, sadece mektup ve haberleşme nitelikli kartların tekel kapsamında olup, müvekkilince verilen hizmet kapsamında bunların bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, 5584 sayılı Posta Kanunu'na göre açık veya kapalı mektuplar ile haberleşme mahiyetindeki kartların kabulü, taşınması ve dağıtılmasının davacı tekelinde olduğu, davalının ise, davacının tekeli kapsamında kalan mektup türündeki belgeleri alıp dağıttığı ve bu surette tekel hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının müdahale ve muarazasının önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
5584 sayılı Yasanın 27.4.1976 gün ve 1986 sayılı yasa ile değişik 1-A maddesinde PTT idaresinin görevinin "Açık ve kapalı mektuplar, kartlar, gazetelerle, belli zamanlarda çıkan dergiler, kitaplar, her türlü basılmış kağıtlar, küçük paketler, değer konulmuş mektuplar ve kutular, değer konulmuş veya değer konulmamış posta kolileri ve tebliğ kağıtları kabul etmek, taşımak ve dağıtmak" olduğu belirtilmiş, aynı yasanın 2, Posta Tüzüğü'nün 3. maddesinde ise Posta Tekeli'nin neleri kapsadığı açık bir şekilde belirtilmiştir. Bunlara göre PTT idaresinin Tekeli altında bulunan maddelerin;
A- Açık ve kapalı mektuplarla
B- Üzerlerinde haberleşme mahiyetinde yazılar bulunan kartların kabul, taşıma ve dağıtımının PTT'nin tekeli altında bulunduğu vurgulandıktan sonra aynı maddenin 2 nci fıkrasında PTT'nin Tekeli dışında bulunan hizmet ve gönderilenin neler olduğu tahdidi (sınırlayıcı) bir şekilde sayılmıştır. Bu fıkra ve bentlerine göre,
1- Posta kabul edilmeyecek olan veya kabulü şarta bağlı bulunan maddeler;
2- Göndericinin kendi ihtiyaç ve işiyle ilgili olarak beraberinde taşıdığı veya bir adamıyla gönderdiği maddeler;
3- Kara, deniz ve hava taşıma idarelerinin kendi işleri hakkında ve teşkilleri arasında kendi araçlarıyla taşıtacağı maddeler;
4- Aynı ilçenin ve sınırları bir olan ilçelerin posta bulunmayan ve işlemiyen yerleri arasında gönderilecek maddeler, olarak gösterilmiştir. Aynı Tüzüğün 10 maddesinde "kişiye ve içinde bulunulan zamana ilişkin haberleşme yazıları taşıyan kağıtlarla benzerlerine "mektup" deneceği, bunların zarf içinde bulunup bulunmamalarının niteliklerini değiştirmiyeceği vurgulanmıştır.
Uygulamada, başka bir yerde bulunan bir kimseyle haberleşmeyi sağlıyan, üzerine gönderilenin adı ve adresi yazılan kağıt ve posta kartlarının mektup olarak nitelendirildiği görülmektedir (Bkz. Meydan Larousse, cilt: 8 Sh. 578 vd). Mektup ve kartların adi, uçak, taahhütlü, alıcının kendine verilecek alma ahberi, özel uçak, APS, postrestant işaretlerinden biri ile veya birkaçıyla işaretlenerek gönderilebileceği anlaşılmaktadır.
Yasa koyucu, bu kapsamdaki mektup ve kartların açık veya kapalı gönderilmesine bakılmaksızın bunların kabul, taşıma ve dağıtımının PTT'nin tekeli altında bulunduğunu açıklamış, tekel altındaki bu maddelerin PTT dışında özel ve tüzel kişiler tarafından kabul, taşıma ve dağıtımını yasaklamış aksini yapanların 5584 sayılı Yasanın 59. maddesi uyarınca cezalandırılaccağı hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi ve bu kanun hükmünde kararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere teşkil edilen ve Ana Statüsü 9 Kasım 1984 gün ve 18520 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Türkiye Cumhuriyeti Posta, Telgraf ve telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün (PTT) nin bir kamu iktisadi kuruluşu bulunduğu, bu ana statünün md. 4/1-A maddesinde açık ve kapalı mektuplar ile posta kartlarını kabul etmek, taşımak ve dağıtmanın PTT genel müdürlüğüne tekel olarak verildiği bir kez daha vurgulanmış bulunmaktadır. Hernekadar 14 Eylül 1993 gün 509 sayılı K.H.K. ve 406 sayılı kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin 10.6.1994 gün 4000 ve 3.5.1995 gün 45107 sayılı yasalarla posta ve telgraf tesis ve işletmesine ilişkin Hizmetler T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünce (P.İ) Telekominikasyon hizmetleri ise Türk Telekominikasyon Anonim Şirketi (şirket) tarafından yürütüleceği kararlaştırılmış ise de bu değişiklikler T.C. Posta İşletmesi genel Müdürlüğüne 5584 sayılı posta kanunu ve 9 Kasım 1984 gün ve 18570 sayılı Ana statü uyarınca verilen posta tekelini ortadan kaldırmamış aksine posta tekelini Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü uhdesinde bırakmış, Telefon ile haberleşme ile ilgili, Tekel hizmetleri varsa bunu da yeni kurulan Türk Telekominikasyon A.Ş.'ne devretmiştir. Bu nedenlerle yeni yasalarla Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün Tekel hakkının kalktığı şeklindeki savunma tutarlı görülmemiştir.
Davalı vekilinin Anayasa'ya aykırılık iddiasına gelince;
1982 tarihli Anayasamızın 48 inci maddesinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu, özel teşebbüs kurmanın serbest bulunduğu, devletin özel teşebbüsleri milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacak tedbirleri alacağını hükme bağlamış, 128 ve 165 inci maddelerinde de kamu hizmetlerinin yürütülmesi için, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin kurulabileceği belirtilmiştir. Anayasamız 22 nci maddesinde, herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğunu kabul etmiş, ancak bu ilkenin yanında, aynı oranda önemli bir ilkeyi de hükme bağlayarak haberleşmede gizliliğin asıl olduğunu öngörmüştür. Gizlilikten amaç ise; haberleşme araçlarının her türlü müdahale ve baskıdan uzak, emniyetli bir ortamda, kişilere güven verici bir biçimde olmasını gerektirir. Böyle bir ortamın ise ancak ya doğrudan devletçe sağlanması veya Devletin büyük payına iştirak ettiği iktisadi devlet teşebbüsleri aracılığı ve onların denetimi ile gerçekleştirebileceği açıktır. Nitekim 22 nci maddenin gerekçesinde (Burada söz konusu olan haberleşme, kişilerin kendi aralarında PTT araçları aracılığıyla serbestçe haberleşmesidir. Bu husus özel hayatın bir unsurunu teşkil etmektedir; bu sıfatla haberleşmenin de gizliliğini korumak gerekir. Bu gizlilik maddenin ikinci fıkrasiyle hüküm altına alınmıştır). Görüldüğü gibi devlet haberleşmenin gizliliğine özel önem vermiş bunu Anayasa ile teminat altına almış ve haberleşmenin gizliliğinin korunması için Tüzel kişiliğe sahip faaliyetlerinde Özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir kamu iktisadi kuruluşu olan PTT aracılığı ile gizliliği korumuştur. Burada Anayasa'dan kaynaklanan bir tekelleşmeden söz etmek mümkündür. Bu sistemin Anayasa ile çatışması bir yana aksine Anayasanın özüne uygun bulunmaktadır. Bu açıklamalar karşısında mevcut hükümlerin Anayasaya aykırı bulunmadığından davalı vekilinin Anayasaya aykırılık iddiası geçerli görülmemiştir.
Somut olaya gelince;
Dosyada mevcut kanıtlara göre davalının, PTT'ye ait Tekel hakkına el attığı sabit olduğundan yukarıda yazılı gerekçelerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı gerekçelerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan davacıya verilmesine, 429.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubuyla temyiz edenden alınmasına, 7.7.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy