(2004 S. K. m. 58, 62) (818 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.12.1996 tarih ve 586-565 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 10.6.1997 gününde davacı avukatı Muhsin Bağdemli ile davalı avukatı M.Rasim Kuzeyli gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken ihraç edildiğini, müvekkilinin toplam olarak davalı kooperatife (6413) DM. yatırdığını, bu miktarın tahsili için davalı hakkında takip yaptığını, davalının yapılan bu takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takibin devamına (6413) DM.a 3095 sayılı Yasaya göre faize hükmedilmesine ve (6413) DM.ın aynen tahsili yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; müvekkilinin ortağı ödemelerinin DM. üzerinden TL. olarak tahsil ettiğini, çıkarılan ortaklara geri ödemelerin döviz üzerinden ödeneceğine dair bir genel kurul kararı alınmadığını, davacının toplam (49.323.000) lira ödemesi olduğunu, bu miktar müvekkilce ödenmek istenmesine rağmen bunu almaya yaklaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddiaya, savunmaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; davalının DM. bazında TL. olarak tahsilat yaptığı, geri iadenin DM. olarak yapılacağına dair bir karar bulunmadığını, davacıya ödediği miktarı DM. olarak bildirmesinin geri ödemeninde DM. olarak yapılacağı anlamına gelmediği, davacının TL. üzerinden takip yaptığı, davalının DM. borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıda da özet olarak açıklandığı üzere, davacı ortağın TL. üzerinden icra takibi bulunmadığı gibi, davalı kooperatifin döviz üzerinden geri ödemelerin yapılacağına ilişkin bir kararı olmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş bulunmaktadır.
Davacı ortağın, davalı kooperatife döviz bazı esas alınarak ödeme yaptığı hususunda uyuşmazlık olmadığı mahkemenin kabulündedir. Davalı kooperatif, mahkeme kararının bu gerekçesini temyiz etmemiş olduğundan, davacının döviz olarak ödeme yaptığı hususu kesinleşmiştir. Öte yandan, davalı kooperatifin geri ödemelere ilişkin uygulamasının döviz bazında olduğu ve ayrıca davalı kooperatif başkanının 13.2.1993 tgünlü ek (3) olarak ibraz edilen yazısında da, davacının biriken aidatının (6413) DM. olarak gösterilmesi, davacıya döviz bazında borçlu olunduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasına getirtilen 1995/2311 sayılı icra dosyasında ki icra takip talepnamesinde, döviz alacağı 6413 DM. ve işlemiş faiz olarak 514 DM. gösterilmiş ve dövizin fiili ödeme rayici üzerinden TL. olarak ödenmesi istenmiş ve harca esas olan tutarda gösterilmiştir. İcra dosyasındaki bu istemin, İİK.nun 58 inci maddesinde öngörülen kurala uygun olduğu anlaşılmıştır. Başka bir deyişle, davacı ortağın icra takibinin yasal düzenlemeye uygun bulunduğu gözlenmiştir. Bu durumda, davac ortağın aidatlarını dövizin TL. karşılığı olarak fiili tahsil tarihindeki değerini isteyebileceği kabul edilmek ve icra takibinin yasaya uygun olduğu ve itiraz yapıldığı da göz önüne alınarak işin esastan incelenmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.6.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy