(1163 S. K. m. 45, 47, 48)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 8.10.1996 tarih ve 452-633 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekilleri, müvekkillerinin üyesi olduğu davalı kooperatifin çağrı yapmaksızın genel kurul toplantısı gerçekleştiğini, bu suretle ortaklık haklarının kullandırılmadığını ileri sürerek, söz konusu toplantının ve toplantıdaki kararların iptalini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davacının denetçi olan oğlu aracılığıyla toplantıdan haberdar edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davacıya toplantı tebliğinin yapılmadığı, toplantıda alınan aylık %10 faiz uygulanması kararının yasaya aykırı olduğu, davacının toplantıya çağrılmayarak alınan aylık %10 faiz uygulanması kararının yasaya aykırı olduğu, davacının toplantıya çağrılmayarak alınan kararlara muhtelif kalmasının engellendiği ve alınan kararlarında yasa ve iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı 9.7.1995 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu iddia etmeksizin, sırf çağrının usulsüzlüğünü ileri sürdüğüne, çağrıdaki usulsüzlük kararların iptali için tek başına neden teşkil etmeyeceğini, söz konusu genel kurulda butlanı gerektiren herhangi bir usulsüzlük olmadığını, kararların çoğu kayıtlı 47 üyeden toplantıya katılan 25 inin oybirliği ile alındığı göz önünde tutulduğunda, davacı toplantıya katılmış olsaydı dahi kullanacağı oyun alınan kararlara etki etmesine imkan bulunmadığına ve dayanağı gösterilmeksizin yasaya aykırı olduğu belirtilen gecikme halinde aylık %10 faiz uygulanmasına dair kararda herhangi bir yasa hükmüne aykırılık saptanamadığına göre, sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy