(818 S. K. m. 275) (Hayat Sigortaları Genel Şartları m. A.2)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 5. Hukuk Mahkemesince verilen 21.1.1997 tarih ve 261-6 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerin murisi Galip davalı şirkete hayat sigorta poliçesi ile sigortalı iken 17.4.1994 tarihinde geçirdiği trafik kazasında olduğunu, davalı şirketin sigorta poliçe teklifnamesindeki imzanın murise ait olmadığını gerekçesiyle ödeme yapmadığını ileri sürerek 59.439.659 liranın l7.4.1994 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, poliçe düzenleme tarihi ile ölüm tarihi arasında 4 gün gibi kısa bir süre olması karşısında müvekkilce incelemeye alınan teklifnamedeki imzanın sigortalıya ait olmadığının adli tıp kurumu ABD bölüm başkanı Özdemir tarafından raporla belirlendiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre sigorta teklifnamesindeki imzanın murise ait olduğu, her ne kadar davacı tarafından ibraz edilen bilirkişi raporunda imzanın murise ait olmadığı belirtilmekle ise de, mahkeme dışı alınan bilirkişi raporuna dayanılarak mübayenetten söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 59.439.659 liranın 17.4.1994 prim tarihinden itibaren %30 yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, hayat sigorta poliçesine ekli poliçe genel koşulları B/4 maddesi uyarınca, tazminatı ilişkin belgeler ile başvurulduğu tarihten itibaren 10 gün içinde poliçe teminatının ödenmesinden sorumlu olan davalı sigorta şirketinin bu şart dikkate alınmadan sorumluluğunun ölüm tarihi esas alınarak temerrüde düştüğünden bahisle hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy