(1163 S. K. m. 16)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesince verilen 10.7.1996 tarih ve 463-744 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin akçeli yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle kooperatiften ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini istemiştir.
Davalı vekili cevabında, davanın süre yönünden reddini, ayrıca esas bakımından da reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının ihraç kararından sonra senet bedellerini kooperatife ödemeye devam ettiği ve kooperatifin de bu bedelleri kabul ettiği, davacının ortaklığının devam ettiği inancı ile süresinde davayı ikame etmediği, kooperatif yönetiminin ihraç kararını zımnen geri almış sayılması karşısında davanın kabulüne, ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif yönetim kurulunun ihraç kararının iptali isteminden ibarettir. İhraç kararı, davacıya 18.5.1995 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 26.4.1996 tarihinde açılmıştır. 1163 sayılı kooperatifler Kanununun 16/3 maddesi uyarınca çıkarılan ortağın 3 aylık hak düşürücü süre içinde itiraz davasını açması hükme bağlanmış olmasına göre, davanın yasal süresi içinde açılmadığı sabit olmuştur. Mahkemece, her ne kadar ihraç kararından sonra davacının ödediği senet bedellerini kooperatifin kabul ettiği gerekçesiyle, ortaklığın zımnen geri alındığı, bu sebeple davanın yasal süre içerisinde açıldığı belirtilmiş ise de, Kooperatifler Yasasının 3476 sayılı yasa ile değişik 16/son ve anasözleşmenin 14/son maddeleri gereğince çıkarılan ortağın, ortaklıktan çıkışı kesinleşinceye kadar hak ve vecibelerinin devam edeceği öngörülmüştür. Bu durumda ortak ihraç edilse bile, kooperatife olan taahhütlerini ödemeye ve haklarını kullanmaya devam edecektir. Açıklanan gerekçelere göre mahkemece davanın süre yönünden reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy