(1163 S. K. m. 16)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.11.1996 tarih ve 102-457 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen l.7.1996 gününde davacı avukatı Fatih Çakal ile davalı avukatı Evrim Topal gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkillerinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen yasa ve ana sözleşmeye aykırı ve haksız olarak ihraç edildiklerini ileri sürerek ihraca ilişkin kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatif süt vermeyen ve kooperatiften yem almayan davacıların ana sözleşmenin 14. maddesinde belirtilen görevlerini yerine getirmediklerinden haklı olarak ihraç edildiklerini, ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının genel kurulda onanarak kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davanın süresinde olduğu, 8.2.1996 tarihli yönetim kurulu kararına karşı dava açılmış olup, oysa davalı kooperatifin ihraç kararını vermeye yetkili organını genel kurul olduğu, davacıların bu yolu işlemediğinden davanın yerinde olmadığı, davanın genel kurul kararına karşı açıldığı farz edilse dahi, davacıların ana sözleşmenin 14. maddesine belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı kooperatif ana sözleşmesinin 22 nci maddesi içeriğine göre, ortaklar, yönetim kurulunun alacağı bir kararla kooperatiften çıkarılacağı gibi, yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca da ortaklıktan çıkarılabilir. Yönetim kurulunun aldığı karara karşı ortak, bu kararın tebliği tarihinden itibaren üç ay içinde mahkemede dava açabilir. İhbar edilen ortak isterse, yönetim kurulu kararına karşı genel kurula itiraz edebilir. Eğe genel kurula itiraz edilmişse, ortak artık yönetim kurulu kararının iptali davasını açamaz. Ancak, genel kurula yapılan itiraz üzerine genel kurulca bir karar verilmesi gerekeceğine göre, işte bu karar aleyhine mahkemede ayrıca dava açılabilir.
Somut olaya gelince;
Davacı ortaklar, davalı kooperatif yönetim kurulunca alınan kararla ihraç edilmiş ve bu karar davacılara 13.2.1996 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davacılar üç ay içinde dava açmışlardır. Açılan bu dava yasaya göre süresinde açılmış bir dava olup, bu davanın esastan incelenmesi gerekir. Bu nedenle, mahkeme kararında aksi yönde açıklanan gerekçe doğru değildir. Öte yandan, dava açıldıktan sonra, yönetim kurulunun ihraç kararı, 29.6.1996 tarihinde genel kurulda görüşülmüş ve davacılar tekrar ihraç edilmişlerdir. Yönetim kurulunca verilen ihraç kararı için iptal davası açılıp devam ettirildiğine göre, genel kurulca ayrıca verilen ihraç kararı yasal dayanaktan yoksundur. Ve sonuca etkili değildir. Ayrıca, 9.6.1995 tarihli genel kurulda alınan karar bakımından ilan yapıldığı ve ortaklara ayrı tebligatlar yapıldığı davalı tarafça öne sürülmüş ise de, ilana ilişkin tutanak dosyaya ibraz edilmediği gibi, genel kurulca alınan karar ışığında ortaklara yapılması gereken uyarının yapıldığına ilişkin delillerin de verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, yönetim kurulunca alınan karara dayanak olan uyarılara ilişkin tebliğlerin ibraz edilmediği ve dolayısıyla ihraç kararının geçerli bulunmadığı sonucuna varılmış ve bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy