(6762 S. K. m. 367)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.11.1996 tarih ve 523-558 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, %99 hisse sahibi olduğu E. AŞ. nin zamanında genel kurulunu yapmadığını ileri sürerek, evrak üzerinde genel kurul yapılması için izin ve yetki verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istem kabul edilerek şirketin dava dilekçesine elli gündem ile genel kurul toplantısına izin verilmesine karar verilmiştir.
Şirket vekili, davacı sıfatıyla verdiği dilekçe ile, belediye başkanlığının şirketteki %85 hissesini dava dışı Emin E'a devrettiğini, bu nedenle toplantıya çağrı ve mahkemeye başvuru hak ve yetkisi olmayan Belediye Başkanlığının talebi üzerine verilen izin kararının iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, pay defterine göre, pay sahipliğinin belediyenin iddia ettiği gibi olmadığı, toplam 2500 paylı şirketin 350 payının belediyeye ait olduğu, genel kurul toplantısı için önce yönetim kuruluna ve sonra denetçilere başvurma koşulunun yerine getirilmediği, mahkemenin hisse konusunda yanıltılarak ve çoğunluk paya sahip olduğu izlenimi verilerek izin kararının alındığı gerekçesiyle 17.6.1996 tarihinde verilen genel kurula izin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı belediye başkanlığı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kurula izin istemiyle TTK.367. maddesi gereğince açılmış bulunan nizalı kazaya dahil eda davası niteliğindedir. Her ne kadar dairemizin yerleşik inançlarına göre, istem duruşma açılmaksızın evrak üzerinde yapılan inceleme ile karara bağlanabilir ise de, açılan dava nizalı kazaya dahil bir eda davası niteliğinde olduğundan, mahkemece, en azından davalı şirkete tebligat yapılmak veya şirket temsilcisi de dinlendikten sonra istemle ilgili bir karar vermek gerekir. Davada davalı şirkete tebligat yapılmadığı gibi şirket yetkilisi dahi dinlenmeksizin genel kurula izin kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece yapılacak iş, davalı şirkete dava dilekçesinin tebliği ile TTK.367.maddesindeki ön koşulların mevcut olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olup, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy