(6762 S. K. m. 1069, 1077)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 25.1.1996 tarih ve 701-623 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı mukabil davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 23.7.1997 gününde taraflar avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının donatanı olduğu gemi ile müvekkiline ait dökme mısır yükünün, navlunu peşin ödenerek dava dışı L. B. Firması ile taşıma sözleşmesi yapıldığını, geminin varma limanına gelmesinden sonra donatanın taşıyıcı sıfatı bulunmamasına rağmen müvekkilinden navlun alacağı olduğu iddiası ile mahkemeden kanuni rehin hakkı kararı alarak icraya başvurduğunu belirterek, davalının navlun alacağı ve dolayısıyla yük üzerinde rehin hakkının bulunmadığının tesbitini talep ve dava etmiş, dava daha sonra icra yolu ile tahsil edilen (191.935.69) USD'nin istirdadına dönüştürülmüştür.
Davalı vekili cevabında, rehin konusu yükün taşınması konusunda müvekkilinin taşıyıcı sıfatı ile dava dışı firma ile taşıma sözleşmesi akdettiğini, davacının da konişmentolarda müvekkilinin rehin hakkının tanındığını bildiğini, boşaltma limanında tahliyenin malın alıcısı olan dava dışı firmaca durdurulduğunu, müvekkili hakkında da kusurlu taşımadan dolayı dava açıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiş, karşı dava olarak da, boşaltmadaki gecikme nedeniyle müvekkilinin (259.335) USD zarara uğradığını ileri sürerek bu alacağın faiziyle davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece her iki davanın reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine taraflar yararına bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, navlun sözleşmesinde navlun borçlusunun davalı donatan ile çarter sözleşmesi ve konişmentoda navlunun gönderilen tarafından ödeneceğine dair bir kaydın bulunmaması nedeniyle şartsız teslimi taahhüt ve dolayısıyla rehin hakkını kullanmamayı taahhüt eden davalı donatanın, yükün alıcıya tesliminden sonra davacı gönderene karşı kanuni rehin isteyemeyeceği, sözleşmede bekleme süresi öngörülmediğinden tesellümde gecikmeden söz edilemeyeceği bu bakımdan davalı donatanın ( 195.931.69) USD'lik zarar iddiasının dayanaksız olduğu, fazla bekleme nedeniyle (63.403.3) USD navlun farkının ise taşıtan L. firmasına karşı ileri sürülebileceği, bu bakımdan asıl davanın yerinde olduğu ve icra yolu ile davacıdan tahsil edilen (195.931.69) USD'nin istirdadı gerektiği, karşı davanın ise yersiz olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacının gönderdiği yük üzerinde rehin hakkı olmadığının tesbiti ile icra yoluyla tahsil edilen (195.931.69) USD'nin fiili ödeme günündeki TCMB döviz efektif alış kuru karşılığı TL üzerinden istirdadına ve karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı (karşı davacı) vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı (karşı davacı) vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı (karşı davacı) vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı vekili gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, 31.464.000.- TL temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubuyla temyiz edenden alınmasına, 23.09.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy