(1086 S. K. m. 187, 188)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Erzurum Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 3.12.1996 tarih ve 1059-1181 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil şirkete kasko sigortalı araca davalının sürücüsü ve sahibi olduğu araçla çarpması nedeniyle sigortalı araçta hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin 21.4.1995 tarihinde 131.530.400 TL olarak ödendiğini, 60.000.000 TL'nın davalının trafik sigortacısından tahsil edildiğini ileri sürerek bakiye 71.530.400 TL'nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, ikametgâhının Ankara olması itibariyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, izafe edilen hasar ve kusurun fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, olayda davalının tam kusurlu olduğu, sigortalı araçta 131.530.400 TL'lık hasar meydana geldiği ve sigorta şirketince sigortalıya 21.4.1995 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 71.530.400 TL'nın 21.4.1995 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı, süresi içinde davaya yetki itirazını da içeren yanıt dilekçesi göndermiş olup, bu dilekçe gözden kaçırılarak davalının yanıt vermediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. HUMK. nun 187.maddesi 2. fıkrası uyarınca yetki itirazı ilk itirazlardan olup, HUMK. nun 188. maddesi uyarınca esasa girişilmezden evvel çözümlenmesi gerekir. O halde, mahkemece öncelikle davalının yetki itirazının değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekir iken yazılı şekilde itirazın değerlendirilmemiş olması doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de, davalının yanıt dilekçesinde, istenen hasar bedelinin fahiş olduğu ileri sürülmüş olmasına rağmen, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmaksızın ve sigortalı araçtaki gerçek zarar uzman bilirkişi ile tespit edilmeksizin hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy