(556 S. KHK. m. 62, 63) (1086 S. K. m. 9, 21)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.12.1996 tarih ve 681-1381 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin (Peysan)markasının tescilli olup, davalının (Aypeysan) ismi ile üretip piyasaya peynir satışı yaptığını, bu ürünlerin İstanbul/Trabzon/Akçaabat bölgelerinde de satıldığını ileri sürerek, markaya haksız tecavüzün önlenmesini, 10.000.000 lira maddi, (250.000.000)lira manevi olmak üzere 260.000.000 lira tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili süresinde verdiği cevabında, müvekkilinin peynirleri Akçaabat'ta üretip pazarladığını, ikametinin de aynı yer olduğunu, Akçaabat Mahkemelerinin yetkili bulunduğunu beyanla, davanın yetki ve esas yönden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının, davalının yetki itirazına karşı, Akçaabat'ta üretilip, Trabzon'da satılan peynirlerin, İstanbul'da da bir marketten satın alındığını bildirerek, suçun işlendiği yerin İstanbul olduğunu beyan ettiği halde, İstanbul'daki satışla ilgili belge ibraz edemediği, 556 sayılı KHK.nin 63 ncü maddesi uyarınca suçun işlendiği yeri kanıtlayamadığı ve HUMK.nun 9 ve 2l inci maddelerine göre haksız bir fiilden mütevellit davaların o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunacağı nazara alınarak, davalının yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından üretilen ve "PEYSAN" markası adı altında tescilli beyaz peynirlerine davalının "AYPEYSAN"ismi ile üretip piyasaya sürdüğü, peynirlerin markalarına açıca tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, tescilli markalarına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına maddi ve manevi tazminatlarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Açılan dava 556 sayılı KHK.nin 62 inci maddesinde sayılan markaya tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahı mahkemesidir (HUMK. 9,I.c.l). Usul Yasasında bu kuralın istisnaları açıklanmıştır. Boşanma, ayrılık ve evliliğin feshi davaları davacının ikametgahı veya eşleri son kez altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde de açılabilir (HUMK.9.III,4721 S. K. m. l36). Davacı bu iki yerden birinde boşanma davası açabilir. Yani 9, III deki yetkili mahkemeden birini seçme hakkı davacıya tanınmıştır. Davacı, md 9, II.teki mahkemelerden birinde boşanma davası açmış ise, davalı eş, davanın diğer yetkili mahkemede açılması gerektiğinden bahisle yetki itirazında bulunamaz.
Diğer taraftan, usul hükümleri HUMK.dan başka maddi hukuka ait bazı kanunlarda da dağınık şekilde yer almıştır. Örneğin 4721 S. K. m. 6, 7, 136, 128, 150, 229, 300, TTK 4 ve 5 maddeleri, Kamulaştırma Yasasının 14-18, İİK 69, II,72, 158, 258,281, Kıymetli Evrakın iptali usulü TTK.563-564,573-579,669-677, Deniz raporu ile ilgili işlerde yargılama usulü TTK 982-985). Dispeççi tayini ve dispecin tasdiki usulü TTK 1208-1213) gibi. Bu örnekleri uzatmak mümkün bulunmaktadır.
İşte, 556 sayılı KHK.nin 63 ile de kanun koyucu HUMK.dan ayrılarak marka sahibi tarafından açılacak davalarda yetkili mahkemenin neler olabileceğini açıklamış olup, bu tür davaların davacının ikametgahında, suçun işlendiği veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesinde de açılabileceğini ve tercih hakkının davacıya ait olduğunu ve bu tercih hakkını kullanıp bu üç yerden birinde dava açılması halinde davalının bu yetkiye itiraz edemeyeceği açıktır.
Davacı Peysan Gıda Sanayi AŞ.nin, İstanbul Ticaret Sicilinde kayıtlı olduğu, ikametgahının Sirkeci bulunduğu, davacı vekili de 24.12.l996 tarihli celsede ikametgahı mahkemesinde dava açtıklarını ve tercihlerini İstanbul Mahkemeleri yönünde kullandıklarını ileri sürdüğüne göre, davacının bu seçme hakkı doğrultusunda davaya bakılması gerekirken, kararda yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.6.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy