(2918 S. K. m. 107) (1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: ...... Sigorta A.Ş. ile Ya...... Reklam ve iletişim Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş. arasındaki davadan dolayı Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.10.1996 gün ve 262-851 sayılı hükmü onayan dairenin 24.2.1997 gün ve 463-972 sayılı ilamı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete zorunlu trafik poliçesiyle sigortalı bulunan davalıya ait araç sürücüsünün alkollü oluşunun etkisiyle hasar verilen üçüncü kişiye ait araç zararının ödendiğini ileri sürerek, (20.000.000) liranın davalıdan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, aracın, müvekkili şirket çalışanlarından Ayhan'ın izinsiz olarak kullanılması sırasında kazanın meydana geldiğini, hakkında hırsızlık sebebiyle dava açıldığını açıklayarak müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 24.2.1997 tarihli ilamı ile onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Rücu davası, zorunlu trafik sigortacısı tarafından, aracın aşırı alkollü şoför tarafından sürülmesi sırasında kazanın oluştuğu iddiasına ve zorunlu trafik sigorta poliçesi genel şartlarının 4/d maddesine dayalı olarak sigorta ettiren araç maliki aleyhine açılmış bulunmaktadır.
Davalı sigorta ettiren ise cevabında, sigortalı aracın şirket şoförü tarafından tatil günü garajdan çalınarak götürüldüğünü ve kazanın bu sırada oluştuğunu bu sebeple 2918 sayılı Yasanın 107 nci maddesine dayanarak müvekkili işletenin bu tür zararlardan sorumlu olamayacağını, bu nedenle de sigortacının müvekkili aleyhine rücu davası açamayacağını savunmaktadır.
Bu durumda karşılıklı iddia ve savunma şekline göre, öncelikle davalının savunması üzerinde durulması gerekir. Zira 2918 sayılı Yasanın 107 nci maddesi hükmüne göre, çalınmada bir kusuru bulunmayan işleten bu aracın bir zarara sebebiyet vermesi halinde sorumlu olmayacağı gibi, zorunlu trafik sigorta poliçesi genel şartlarının 3/j maddesi hükmüne göre sigortacı da zarar gören üçüncü kişilere karşı sorumluluk altına girmeyecektir. Şayet sigortacı işletenin sorumluluk kapsamına girmeyen bir zara üçüncü kişiye ödenmiş ise, esasen bundan sorumlu olmayacak olan sigorta ettiren işletene karşı gereksiz olarak ödediği tazminat bakımından rücu edebilmesi mümkün değildir. O halde, mahkemece 2918 sayılı Yasanın 107 ve poliçe genel şartlarının 3/j maddeleri koşulları açısından inceleme ve değerlendirme yapılmadan ve hırsızlık savunmasının dayanağını teşkil eden ceza davası sonucu beklenip, o dava dosyasındaki deliler değerlendirmeden eksik inceleme ile davanın kabulü isabetli görülmemiştir.
Kabul şekline göre ise, işbu rücu davası sigortacı tarafından zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 4/d maddesi hükmüne dayalı olarak işleten sigorta ettiren aleyhine açılmış bulunmaktadır. Dosya kapsamından kaza sırasında sigortalı aracı kullanan araç sürücüsünün aşırı alkollü olduğu anlaşılıyor ise de, anılan poliçe genel şartlarına göre, rücu koşullarının oluşabilmesi için sürücünün sırf alkollü olması yeterli olmayıp, ayrıca alkolün alınması sonucu sürücünün aracı güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmiş olması da gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince bu hususun bilirkişi kurulu aracılığı ile araştırılması ve bilirkişilerden en az birinin de nöroloji sahasında uzman bir hekim olması gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunu ise bu sıfatı taşımayan bir makine mühendisi uzman tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece soruşturması bu yönden de eksik bulunmaktadır.
Mahkeme kararının bu yönlerden bozulması gerekirken bu hususlar değerlendirilmeden onandığı anlaşılmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın onanmasına, ilişkin Dairemizin 24.2.1997 gün ve 1997/463-972 sayılı kararının kaldırılarak, kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy