(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.3.1997 tarih ve 133-85 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğunu ve bu nedenle davalı yana muhtelif bedelli çekler verilip ödendiğini, ancak ödenmeyen iki çekin teminatı olarak 250.000.000 TL bedelli açık tarihli senet verildiğini, davalının bu çekten dolayı icra takibine girişeceği duyumu aldığını ileri sürerek, teminat olarak verilen bu senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çekin teminat olarak değil, borca karşılık verildiğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosya arasındaki yazılara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının ödemesinin, alınan maldan daha fazla olduğunun tespit edildiği, davacının, dava konusu senedin ödenmeyen iki çekin teminatı olduğuna dair yazılı bir kanıt ibraz etmediği gibi, delillerini sadece davalı yanca ticari defterlerine hasrettiği, davalının ticari defterlerinde dava konusu bononun teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı delillerini hasrettiğinden kendisine yemin hakkı hatırlatılmadığı ve davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilince davalı yana aralarındaki satım bedelinin teminatı olarak açık tarihli 250.000.000 TL bedelli bono verdiğini, satış bedelini ödediğinden dolayı bononun bedelsiz kaldığını ileri sürmüş ve kanıtlarını davalının ticari defterlerine hasretmiştir.
Davacının dayandığı davalı defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, dava konusu bononun teminat senedi olduğuna dair bir kayda rastlanmamış ise de, davacının ödenmeyen bir borcu olduğu da saptanamamıştır. Davalı yan da, davacı ile aralarında başka bir ilişkinin varlığını ileri sürüp, kanıtlamadığına göre, davacının iddiasını ispatladığı ve dava konusu bononun teminat senedi olduğunun kabulü gerekirken, aksine bir yorumla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy