(1086 S. K. m. 38, 39)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Aladağ Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 26.3.1997 tarih ve 5-12 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 22.5.1996 tarihinde açık arttırma ile satışa çıkarılan orman emvali ihalesinin davalı üzerinde kalmasına rağmen bedelin süresinde yatırılmadığından ikinci ihale yapılmak zorunluluğu doğduğunu, iki ihale arasındaki fark ve ihale şartnamesinin 14.maddesine göre hesap edilen 60.307.000 lira zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek bu meblağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Usulüne uygun tebligata rağmen, davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, davacı idarenin cevabi yazılarına nazaran, bir kısım ihale tutanaklarında davalı adına atılan imzanın kime ait olduğunun belirtilmediği, bir kısım belgelerde imzası bulunan Cuma Ç'ın davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair belgenin davacı tarafından ibraz edilemediği, bu durumda davalı şirketin sıfatının bulunmadığı gerekçesi ile pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
İhalenin feshine sebebiyet vermekten dolayı doğan idare zararı davalı şirketten talep ve dava edilmiş olup, usulüne uygun tebligata rağmen davalı davaya cevap vermemiş ve husumet itirazında da bulunmamıştır. Her ne kadar, husumet mahkemece re'sen üzerinde durulacak bir husus ise de, mahkemece bu hususta bir tereddüt hasıl olduğunda, evvel emirde davalı şirkete isticvap davetiyesi çıkarılarak belgelerdeki imzanın kendilerine ait olup olmadığının sorulması, gerektiğinde şirketin ticaret sicilinden temsil ve ilzama yetkili kişilerinin belirlenmesi gerekir. Kaldı ki, şirket, yetki belgesi olmasa dahi bir elemanını göndererek ihaleye katılmış ve bir kısım icra işlemler yapılmış ise, şirketin daha sonra husumet itirazında bulunmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup, hukuken himaye edilemeyeceği de göz ardı edilmemelidir. Somut olayda, davacı idare ihale belgelerini imzalayan kişinin şirket tarafından yetkilendirildiğine ilişkin belgeyi ibraz edememiş ise de ilgilinin ihaleye şirket adına katıldığı, satımın şirket adına yapıldığı, daha da öte şirket adına yatırılan teminatın olay nedeniyle irat kaydedilmesine rağmen şirketin sessiz kaldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, davalı şirkete husumet tevcihinde bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek, işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı idarenin vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.07.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy