(2499 S. K. m. 46/B)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 11.4.1997 tarih ve 1611-365 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin bedellerini peşin ödeyerek davalı şirketten satın aldığı toplam 72.874.000.000 TL'lik Hazine Bonosu ve Devlet Tahvillerinin saklanmak üzere yeniden davalıya bırakıldığını, bilahare davalının talebi ile dava dışı Ereğli Demir' e ait 5.732.000 adet ve 5.732.000.000 TL nominal değerli hisse senetlerinin kayıtsız tevdii ve teslimi şartı ile davalının ibra edildiğini, ancak davalının taahhüdünü yerine getirmediğini, Sermaye Piyasası Kurulu vasıtası ile bir kısım alacağın tahsil edilebildiğini ileri sürerek bakiye 35.042.800.000 TL'nin ticari faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmeye uygun edimlerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, her iki tarafın da aracı kurum olup, Menkul Kıymetler Borsaları Hakkındaki 91 sayılı Kanun Hakkındaki Kararnamenin 13.maddesi uyarınca bu nevi kuruluşlar arasındaki uyuşmazlıkların hal merciinin Borsa Yönetim Kurulu olduğu gerekçesi ile görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6.10.1983 tarih ve 18183 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 91 sayılı Menkul Kıymetler Borsaları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13.maddesinde; Borsa üyeleri arasındaki borsa işlemlerinden doğan ihtilafların hal merciinin Borsa Yönetim kurulları olduğu ve bu kararlara karşı SPK'na itirazda bulunulabileceği, SPK'nun kararlarının ise kesin olacağı hükmü getirilmiş olup, 30.7.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun bu kurulun görev ve yetkilerini belirleyen 22. maddesinde ise tahkim yetkisine rastlanmamaktadır. Bu boşluk, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 46.maddesinin 24.6.1995 tarihli 558 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmesine kadar sürmüştür. 2499 sayılı Yasanın 46.maddesinde yapılan değişiklik ile SPK'na tahkim yetkisi verilmekle birlikte başvurunun belirli sürelere bağlandığı da görülmektedir. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 13.11.1995 tarih 1995/45 E ve 1995/58 K sayılı kararı ile özellikle T.C. Anayasası'nın 9.maddesinde belirtilen yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır hükmü de gerekçe gösterilerek 2499 sayılı Yasa'nın bazı maddeleri ile birlikte tahkim yetkisini getiren 46/B maddesini de iptal etmiştir.
Tüm bu özetlenen durum karşısında, 6.10.1983 tarihinde yürürlüğe giren 91 sayılı KHK'nin 13.maddesinin 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46/B maddesi ile birlikte değerlendirilmesinin bir zorunluluk olması, Borsa Yönetim Kurulunun vereceği kararların itiraz ve denetime açık olduğu halde fiilen bunun imkansız hale gelmesi karşısında, iş bu tazminat davasının genel mahkemelerde görülüp sonuçlandırılması zorunlu olup, mahkemece, işin esasına girilip hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy