(4721 S. K. m. 1, 2, 4) (818 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 3.4.1997 tarih ve 442-131 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilin davalı banka ile imzaladığı dövize endeksli otomobil kredi sözleşmesi uyarınca, 160.000.000 lira kredi kullandığını, bankanın bunu döviz üzerinden 32.520 DM olarak aylık 1355 DM geri ödeme planını bağladığını, kredinin alındığı tarihten itibaren 9 ay boyunca taksitleri düzenli olarak ödenmesine rağmen Nisan 1994 ekonomik istikrar tedbirleri nedeniyle döviz kurlarındaki aşırı artışlara bağlı olarak taksitlerin ödenemez duruma geldiğini, böylece sözleşmenin müvekkil açısından ekonomik yıkıntıya neden olacak duruma geldiğini ileri sürerek, sözleşmenin başlangıç tarihi itibariyle döviz kurunun TL'ye çevrilmek suretiyle ve en düşük aylık kredi faizi uygulanmak üzere uyarlanmasını istemiştir.
Davalı vekili savunmasında, sözleşmenin özgür istence dayanılarak kurulduğunu, döviz kurlarındaki artışın sözleşmenin iki tarafı da etkilediğini, döviz üzerinden kurulan sözleşmenin TL olarak uyarlanamayacağını, genel olarak dahi uyarlama koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, taraflar arasındaki sözleşmenin uzun süreli sözleşme olmadığı gibi davalının en son ödediği 11.5.1994 tarihli ödemeden sonra ödeme yapmayarak direnime düştüğü, bu nedenle uyarlama isteminde bulunulamayacağı gibi sözleşmenin döviz üzerinden kurulduğunu, esaslı unsurunu değiştirecek şekilde TL olarak uyarlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin kökleşen uygulamasına göre, dövize endeksli geri ödemeli borçların isteğe rağmen bankalarca Türk Lirasına çevrilmemesi veya çevrilmesi halinde borç tutarında uyuşmazlık çıkması durumunda, bu borçların Türk Lirasına uygulanması ve taksitlerin tutarının saptanmasının gerektiği kabul edilmektedir.
İş bu davada, davacı kredi borçlusu, davalı bankaca Türk Lirasına uyarlama yapılmadığını ileri sürerek, borcun Türk Lirasına uyarlanmasını istemiş bulunmaktadır. Bunun için de, her şeyden önce borcun döviz olarak karşılığının bulunması ve bu borcun Türk Lirasına çevrilmesi ve taksitlendirmenin de, Türk Lirası üzerinden yapılması gerekmektedir.
Yurdumuzdaki bir çok banka tarafından genel bir uygulama olarak döviz karşılığının zaman içerisinde yükselmesi nedeniyle, döviz borçları 3.1.1994 tarihi esas alınarak 1 mark karşılığı 8674.68 TL ve 1 dolar karşılığının da 15.059.75 lira olarak benimsenmek suretiyle Türk Lirasına çevrilmektedir. Bankaların genel bir uygulaması olan bu hususun, iş bu davadaki uyuşmazlıkta da gözönüne alınması, taraflar yönünden hak ve adalete uygun davranış olacağının kabulü gerekmiştir. O halde, yapılması gereken işlem şu olmalıdır:
Davalı bankadan alınan dövize endeksli kredinin hangi tarihte alındığı ve bu kredi için yapılan geri ödemeler ile 3.1.1994 tarihine kadar tutarının ne olduğu ve bu tarihteki davacının döviz borcunun ne tutarda bulunduğu belirlenmelidir. Bu belirlenen dövize endeksli borç tutarı cinsine göre ve 3.1.1994 tarihindeki dövizin kuru nazara alınarak Türk Lirasına çevrilmelidir. Davacının almış olduğu döviz kredisinin, o tarihteki Türk Lirası üzerinden kredi alanlar bakımından daha avantajlı ve geri ödemeler yönünden daha düşük taksitler biçiminde olduğu da bir gerçek bulunduğundan, bu hususta gözönüne alınacak, az ödenen tutarların tümü değerlendirilmek ve bunun o tarihlerdeki Türk lirası faiz oranı da belirlenerek Türk Lirası ödemeli kredilerde kıyaslama yapılması ve davacının borcuna, ayrıca bir ekleme yapılması suretiyle bir denkleştirmenin oluşturulması gerekir. Böylece, davacının döviz borcu Türk Lirasına çevrilmiş ve ayrıca önceden Türk Lirası olan kredi borçluları ile 3.1.1994 tarihi olarak ayın duruma getirilmiş olmalıdır Davacı borcunun 3.1.1994 tarihi olarak toplam Türk Lirası borcu belirlendikten sonra da, bu borcun dava tarihi itibariyle tutarının saptanması gerekir. Bu işlem için de, zaman zaman yükselen aylık faiz oranları değil, kredi sözleşmesinin başlangıç tarihi ile dava tarihi arasındaki zaman içinde eksilen faizler TC. Merkez Bankasından sorulmak ve bu faizlerin ortalaması alınarak asıl borcun hesabında gözönünde tutulmalıdır. Ayrıca, davacının 3.1.1994 tarihinden itibaren yaptığı ve dava tarihine kadar ödemeleri de borçtan indirilmeli ve dava tarihindeki borç tutarı uyarlamaya tabi tutulmalıdır.
Davacının istemiş bulunduğu uyarlama için, her davada olduğu gibi, iş bu dava da dava tarihi esas alınmalıdır. Davacının, dava tarihindeki borç miktarının uyarlanması yapılırken, davacının istemiş olduğu aylık taksit miktarı ve süresi de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, davalının bu konudaki savunmasında değerlendirilmelidir. Uyarlamada öngörülecek taksit adedi ise, hiçbir zaman kredi sözleşmesinin yapıldığı andaki taksit adedinden fazla olmamalıdır. Genel olarak sözleşmede kabul edilen taksit adedi benimsenmeli ve ödenen taksitlerin kaç taksit ise belirlenmeli ve bu sayı ilk kabul edilen taksit sayısından düşülmek suretiyle bakiye taksit adedi kabul edilmelidir. Ayrıca, tali bir unsur olarak davacının ekonomik gücüde, taksit sayısının tespitinde etkili olmalıdır.
Öte yandan, davacı borçlu, dava devam ederken taksitlerini düzenli biçimde ödemiş ise, bu ödemelerin gözönüne alınacağı tabii olduğu gibi, ödeme planının dava tarihinden itibaren yapılması ve yapılacak uyarlamaya göre fazla ödemeler gözüküyorsa, bunların davacı lehine düşünülmesi ve davacı ödemeleri hiç yapmamış veya arizi biçimde birkaç ödeme yapmış ise, bu takdirde ödeme planı karar tarihine en yakın olan bir tarih gözönüne alınarak yapılmalıdır. Bu son husus içi de, dava tarihinde çıkarılan Türk Lirası borcu, aylık olarak kabul edilen sözleşme faizleri hesap edilmek suretiyle borç miktarı ödeme planının başlangıç tarihine taşınmalı ve sonuç borç miktarı ödeme planına esas alınmalı ve taksitlendirme başlangıcı da gösterilerek ileriye dönük uyarlama yapılmalıdır.
Yapılan tüm bu açıklamalar dikkate alındığında, özetle davacının dövize endeksli geri ödemeli borçlu, ilk önce 3.1.1994 tarihi olarak ve sonra da dava tarihi olarak az önce değinildiği üzere tespit edilmeli ve ödemelerini düzenli devam ettirenler için dava tarihinde ve ödemelerini yapmayanlar için mahkeme karar tarihine en yakın bir tarihe aylık ortalama sözleşme faizi ile beraber yansıtılarak Türk Lirası borcu saptanmalı ve bu borcun aylık taksitleri belirlenerek, borcun uyarlanmasına karar verilmelidir.
Bu itibarla mahkemece yapılacak iş, belirtilen kurallar ışığında uygulanabilir rapor alınması ve sonucu çerçevesinde karar verilmesi gerekir iken, yazılı biçimde karar tesisi doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy