(6762 S. K. m. 670, 704) (743 S. K. m. 903) (4721 S. K. m. 990)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 9.Hukuk Mahkemesince verilen 21.11.1996 tarih ve 245-549 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, bu dosya ve birleştirilen dosya ile birlikte müvekkilinin meşru hamili bulunduğu 28.2.1995 tarihli 25.900.000 liralık çek 15.2.1995 tarihli 74.704.000 liralık çeklerin müvekkilinden çalındığını, bu konuda iptal davası açtığını, anılan çeklerin davalı yanca ibraz edildiğini ileri sürerek, davalının haklı hamil olmadığını ve dolayısıyla söz konusu çeklerin aynen ya da bedellerinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, dava konusu çeklerin İhsan K. aracılığı ile Halit G. adlı şahıstan mal karşılığı alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya arasındaki yazılara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalının işletme defterinin vergi yasalarına uygun olarak tutulmadığı, incelemeye uygun olmadığı, davalı tarafça ibraz edilen Halit G. adına 6.6.1995 tarih ve 5690 nolu 74.744.250 liralık davalıca düzenlenen faturada alıcının vergi dairesi ve sicil nosu belirtilmediğinden usulüne uygun olmadığı, davaya konu 74.744.250 liralık çekin 15.2.1995 tarihli olup, ticari örf ve adete göre vadesi geçmiş çekle mal satışının imkansız olduğunu beyan ettiği, bunun yanında davalının Şişli Savcılığına verdiği ifadede, çalınmış çekleri belirterek kabul etmediği, Halit G. ile ticari ilişkide bulunduğuna dair belge ve delil ibraz edemeyeceğini, çek kayıt defterin çekin kaydı olduğu, ancak makbuz ve fatura düzenlenmediğini, 2.6.1995 tarihinde ifade ettiği, ancak Halit G. adına 6.6.1995 ve 8.6.1995 günlü fatura ve irsaliye ibraz etmiş olduğu, davalının malını önceden satmış olup, yasalara göre irsaliyenin mal tesliminde faturanın ise 10 gün içinde tanzim edilmesi gerektiği, davalının bu amir hükümlere uymadığı, çekin tanzim tarihinde tahrifat yaptığı haklı ve iyi niyetli hamil olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, dava konusu iki çekin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çalındığı iddia olunan çeklerin TTK.nun 670.maddesi uyarınca, istirdadı istemine ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu ve çekleri ciro yolu ile mal karşılığı olarak 3.kişilerden aldığını savunmuştur.
MK.'nun 903 üncü maddesinde öngörülen kuralın aksine, TTK.nun 704 üncü maddesi uyarınca, hamile yazılı çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iyi niyetle ve fakat ağır kusuru bulunarak çeki iktisap eden hamile karşı istihkak, yani çek istirdat davası açılabilir. Davacının bu iddiayla açtığı dava da, tanık dahil her türlü delil ibraz ve ikame edilebilir.
Bu itibarla, mahkemece, ispat külfeti davacıda olmak üzere, davacıya tanık dahil olmak üzere her türlü kanıt ibraz hakkı tanınmak ve ibrazı halinde bu delilleri değerlendirmek ve davalının da karşı delilleri varsa, ibraz olanağı sağlanmak ve bu delillere göre oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.9.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy