(6762 S. K. m. 23) (1086 S. K. m. 337) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, (İzmir İkinci Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 14.4.1997 tarih ve 1374-307 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalının müvekkilindden satın aldığı mal bedelini ödemediği için aleyhine başlatılan takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, borcunun olmadığını, hesap mutabakatı yapılmadığını ve iade mallar bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davalının davacıdan aldığı mallara karşılık borcunun bulunduğu iade faturasında belirtilen malların davalı borcundan düşülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 36.056.406.-TL. yönünden takibe itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren alacağa % 57 reeskont faizi uygulanmasına, 14.422.562.-TL. inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece iade konusu mallar olduğu ve bu malların faturada gösterildiği benimsenerek hüküm kurulduğu halde, karar yerinde tartışılmaksızın fatura tutarı üzerinden değil, fatura bedelinin KDV.'si düşülerek noksan miktar üzerinden indirim yapılması doğru olmadığı gibi, davalı tarafından ödeme savunmasının ispatı için davacı tarafa yemin teklif edilmiş ve davacı tarafça duruşmanın 14.4.1996 tarihli son oturumda yemin etmeye hazır oldukları beyan edilmiş olduğu halde bu konuda herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin yemin teklifinin gözardı edilmesi suretiyle davalı yanın savunma hakkının kısıtlanması yerinde görülmediğinden kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.9.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy