(4721 S. K. m. 1, 2, 4) (818 S. K. m. 1, 2, 18, 19, 83) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Manisa 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 7.3.1997 tarih ve 764-81 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 14.11.1997 gününde davalı avukatı A. Hatunoğlu geldi davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra akdin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilin 27.1.1993 tarihli bireysel kredi sözleşmesi uyarınca 30.000 DM. geri ödemeli 23.000 DM. kredi kullandığını, geri ödeme planı uyarınca aylık taksitin 635 DM. olduğunu, aylık faizin %2 iken bilahare %1'e ya düşürüldüğünü, ancak Ocak 1994 ayından sonra meydana gelen ekonomik kriz nedeniyle aylık taksitlerin ödenemez hale geldiğini ileri sürerek, sözleşme işlem temelinin çökmesi nedeniyle hakimin sözleşmeye müdahalesini, 18.000 DM. karşılığı Türk Lirası borcunu 3.1.1994 tarihindeki 1 DM.= 8.328 lira üzerinden 157.104.000 lira olduğunun tespitini, aylık taksitlerin aynı kur üzerinden en fazla %6.90 faiz işletilerek ödenmesini temin suretiyle sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını istemiştir.
Davalı vekili; davacının sözleşme anında TL. seçeneğini de kullanabilecek iken, daha uygun olan döviz ödeme seçeneğini kullandığını, sözleşme gereği her zaman TL. seçeneğine dönüş olanağı bulunduğunu, taraflar arasıdaki edim dengesinin bozulmadığını, uyarlama koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihteki koşullara güvenerek sözleşmeyi imzalayıp kredi aldığı ancak, ileride doğacak koşulları tahmin etmesinin mümkün olmadığı, edim dengesinde davacı aleyhine aşırı bir oransızlık ortaya çıktığı, işlem temelinin çöktüğü gerekçesiyle bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde; dava tarihi itibariyle davacının eksik ödemelerinden oluşan fark ve faiz tutarı 448.442.228 liranın, tahsil tarihine kadar hesaplanacak aylık %9 faizi ile birlikte davalıya ödenmesine, dava tarihinden itibaren aylık taksitlerin 16 ay süre ile 17.740.236 lira olarak ödenmesine, verilen tedbir kararı sonucu yapılan aylık 5.534.824 lira ile kararlaştırılan 17.740.236 lira oranındaki fark ve faiz toplamı 188.676.240 liranın aylık %9 faizi ile birlikte defaten ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, dövize endeksli kredi sözleşmesinin değişen koşullara uyarlanması istemine ilişkindir. Mahkemece; alınan bilirkişi raporuna göre sözleşmenin uyarlanmasına karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporu dairemizin yerleşik uygulamasına uygun değildir.
Şöyle ki; Dairemizin kökleşen uygulamasına göre, dövize endeksli geri ödemeli borçların, isteğe rağmen bankalarca Türk Lirasına çevrilmemesi veya çevrilmesi halinde borç tutarında uyuşmazlık çıkması durumunda, bu borçların Türk Lirasına uyarlanması ve taksitlerin tutarının saptanmasının gerektiği kabul edilmektedir. İşbu davada, davacı kredi borçlusu, borcun Türk Lirasına uyarlanmasını istemiş bulunmaktadır. Bunun için de, her şeyden evvel borcun döviz olarak karşılığının bulunması ve bu borcun Türk Lirasına çevrilmesi ve taksitlendirmenin de, Türk Lirası üzerinden yapılması gerekmektedir.
Yurdumuzdaki bir çok banka tarafından genel bir uygulama olarak döviz karşılığının zaman içerisinde yükselmesi nedeniyle, döviz borçları 3.1.1994 tarihi esas alınarak bir Mark karşılığı 8674.68 TL ve bir Dolar karşılığının da 15.059.75 TL olarak benimsemek suretiyle Türk Lirasına çevrilmektedir. Bankaların genel bir uygulaması olan bu hususun, işbu davadaki uyuşmazlıkta da gözönüne alınması, taraflar yönünden hak ve adalete uygun davranış alacağının kabulü gerekmiştir.
O halde, yapılması gereken işlem şu olmalıdır;
Davalı bankadan alınan dövize endeksli kredinin hangi tarihte alındığı ve bu kredi için yapılan geri ödemeler ile 3.1.1994 tarihine kadar tutarının ne olduğu ve bu tarihteki davacının döviz borcunun ne tutarda bulunduğu belirlenmelidir. Bu belirlenen dövize endeksli borç tutarı cinsine göre ve 3.1.1994 tarihindeki dövizin kuru nazara alınarak Türk Lirasına çevrilmelidir. Davacının almış olduğu döviz kredisinin, o tarihlerde Türk Lirası üzerinden kredi alanlar bakımından daha avantajlı ve geri ödemeler yönünden daha düşük taksitler biçiminde olduğu da bir gerçek bulunduğundan, bu husus da gözönüne alınarak az ödenen tutarların tümü değerlendirilmek ve bunun o tarihlerdeki Türk Lirası faiz oranı da belirlenerek Türk Lirası ödemeli kredilerle kıyaslama yapılması ve davacının borcuna, ayrıca bir ekleme yapılması suretiyle bir denkleştirmenin oluşturulması gerekir. Böylece, davacının döviz borcu Türk Lirasına çevrilmiş ve ayrıca önceden Türk Lirası olan kredi borçluları ile 3.1.1994 tarihi olarak aynı duruma getirilmiş olmalıdır. Davacı borcunun 3.1.1994 tarihi olarak toplam Türk Lirası borcu belirlendikten sonra da, bu borcun dava tarihi itibariyle tutarının saptanması gerekir. Bu işlem için de, zaman zaman yükselen aylık faiz oranları değil, kredi sözleşmesinin başlangıç tarihi ile dava tarihi arasındaki zaman içinde eksilen faizler T.C.Merkez Bankası'ndan sorulmak ve bu faizlerin ortalaması alınarak asıl borcun hesabında gözönünde tutulmalıdır. Ayrıca, davacının 3.1.1994 tarihinden itibaren yaptığı ve dava tarihine kadar ödemeleri de borçtan indirilmeli ve dava tarihindeki borç tutarı uyarlamaya tabi tutulmalıdır.
Davacının istemiş bulunduğu uyarlama için, her davada olduğu gibi, işbu davada da, dava tarihi esas alınmalıdır. Davacının, dava tarihindeki borç miktarının uyarlanması yapılırken, davacının istemiş olduğu aylık taksit miktarı ve süresi de gözönünde tutulmalıdır. Ancak, davalının, bu konudaki savunması da değerlendirilmelidir. Uyarlamada öngörülecek taksit adedi ise, hiçbir zaman kredi sözleşmesinin yapıldığı andaki taksit adedinden fazla olmamalıdır. Genel olarak, kredi sözleşmesinde kabul edilen taksit adedi benimsenmeli ve ödenen taksitlerin kaç taksit ise, belirlenmeli ve bu sayı ilk kabul edilen taksit sayısından düşürülmek suretiyle bakiye taksit adedi kabul edilmelidir. Ve ayrıca, tali bir unsur olarak davacının ekonomik gücü de, taksit sayısının tespitine etkili olmalıdır.
Öte yandan, davacı borçlu, dava devam ederken taksitlerini düzenli biçimde ödemiş ise, bu ödemelerin gözönüne alınacağı tabii olduğu gibi, ödeme planının dava tarihinden itibaren yapılması ve yapılacak uyarlamaya göre fazla ödemeler gözüküyorsa, bunların davacı lehine düşünülmesi ve davacı ödemeleri hiç yapmamış veya arizi biçimde birkaç ödeme yapmış ise, bu takdirde ödeme planı karar tarihine en yakın olan bir tarih gözönüne alınarak yapılmalıdır. Bu son husus için de, dava tarihinde çıkarılan Türk Lirası borcu, aylık olarak kabul edilen sözleşme faizleri hesap edilmek suretiyle borç miktarı, ödeme planın başlangıç tarihine taşınmalı ve bu borç tutarı ödeme planına esas alınmalı ve taksitlendirme başlangıcı da gösterilerek, ileriye dönük uyarlama yapılmalıdır.
Yapılan tüm bu açıklamalar dikkate alındığında, özetle, davacının dövize endeksli geri ödemeli borcu, ilk önce 3.1.1994 tarihi olarak ve sonra da dava tarihi olarak az önce değinildiği gibi tespit edilmeli ve ödemelerini düzenli devam ettirenler için dava tarihinde ve ödemelerini düzenli yapmayanlar için mahkeme karar tarihine en yakın bir tarihe aylık ortalama sözleşme faizi ile beraber yansıtılarak Türk Lirası borcu saptanmalı ve bu borcun aylık taksitleri belirlenerek, borcun uyarlamasına karar verilmelidir.
Bu itibarla, mahkemece yapılacak iş; yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması ve sonucu çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde karar tesisi doğru görülmemiş ve davalının temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy