(6762 S. K. m. 1235, 1236) (1086 S. K. m. 195)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Bozyazı Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesince verilen 1.5.1997 tarih ve 50-42 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 21.11.1997 gününde davacı avukatı C.Gürkan Kahraman geldi davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait Sunrise gemisinde kaptan olarak çalıştığını, 26.8.1994 tarihinde geminin arıza nedeniyle, Bozyazı limanına sığınmak zorunda kaldığını, yaklaşık 2 yıldır limanda bekleyip müvekkilinin maaşını alamadığı gibi geminin zorunlu masraflarını da, karşıladığını, gemi üzerinde 3. şahıslar lehine rehin ve hapis hakkı tanınıp geminin satılması halinde müvekkilinin alacağını tehlikeye düşüreceğini ileri sürerek gemi üzerine 130.000 USD.yi karşılayacak oranda kanuni rehin hakkı tanınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı yana tebligat yapılmadığından yanıt verilmemiştir.
Mahkemece, istemin kabulüne ilişkin karar Dairemizce bozulduktan sonra bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı vekili eski savlarını tekrar etmiş, davalı vekili de, 28.4.1994 günlü dilekçesinde, alacağın zamanaşımına uğradığını, bu yüzden Mayıs 1995'e kadar olan ücrete ilişkin isteğin reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca eski savunma doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini aralarında hizmet akdinin bulunmadığını, davacının alacağı varsa gemiyi kiralayan Digna şirketinden isteyebileceğini bildirerek davanın reddini savunmuş davacı vekili de, bunun savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğunu ve bu savunmayı kabul etmediğini belirttiği, davalını süre isteminin yerinde görülmediği; M/V. Sunrise adlı geminin davalı şirkete ait olduğu, geminin Filistin'de bulunan Digna adlı şirkete kiralandığı, ancak beklenen verim alınmayınca geminin İtalya'ya dönmesine karar verildiği; bunun üzerine ROAST şirketinin tek temsilcisi Aldo Astegiano'un bayrak değişimi de, dahil olmak üzere yetki verildiği Fathullah Abdel W. ile davacı kaptan arasında bir sefere mahsus sınırlı yetki ile kullanma sözleşmesinin akdedildiği, Fat Hallah Abdel W'ın Digna adına değil gemi sahipleri adına hareketle sözleşmeyi imzaladığı, sözleşmeye göre, kaptanın aylık toplam ücretinin 5.0000 USD. olarak kararlaştırıldığı; davacının sözleşmede belirlenen maaşları alamadığı; TTK.nun 1235/3 maddesine göre gemi adamlarının alacaklarının gemi alacaklısı hakkını ve aynı yasanın 1236. maddesi gereği davacının rehin hakkı doğduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile M/V. Sunrise gemisi ve teferruatı üzerinde 120.000 USD. alacağı karşılayacak şekilde kanuni rehin hakkı tesisine, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, gemisi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi istemine ilişkindir. Dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilip, taraf teşkili yapılmadan tesis edilen karar bozulmuş olup, bozmadan sonra davalı vekilince verilen 21.3.1997 tarihli yanıt dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmüştür. Duruşma açıldıktan sonra, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 10 günlük sürede verilen dilekçede bu def'i ileri sürüldüğüne göre, zamanaşımı itirazının süresinde olmadığı doğru kabul edilemez. Kaldı ki, zamanaşımı def'i ilk itirazlardan değildir. Esasa ilişkin bir def'i olup, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Ancak, yanıt süresi dolduktan sonra ileri sürülmesi karşı tarafın oluruna bağlıdır. 17.5.1997 tarihli oturumda, davalı vekili zamanaşımı def'ini mahkeme önünde tekrarlamış olup, davacı vekili zamanaşımının süresinde ileri sürülmediğine itiraz etmemiş, davayı süresinde açtığını beyanda bulunmasına ve artık işin esasına yanıt vermesine göre, mahkemece zamanaşımı def'inin yerindeliğinin esas açısından incelenmesi ve sonucuna göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde bu itirazın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, duruşma açıldıktan sonra, dava dilekçesinin en hızlı biçimde tebliği ve davalının cevap vermemesi halinde, istemin evrak üzerinde karara bağlanması, davalının verdiği yanıtım araştırma yapılmasını gerektirmesi halinde duruşma açılarak yakın duruşma günün verilmesi ve uyuşmazlığın esasına girilip yasal usulü kanıtlar halinde tarafların tüm kanıtlarını toplayıp gereken araştırma yapıldıktan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken, davalı vekilinin ilk oturumdaki ısrarına karşın davalı yana kanıtları incelemesi ve kanıtlarını ibraz etmesi için süre verilmeden ve savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmesi de isabetli görülmemiş ve kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy