(3167 S. K. m. 1, 2, 9) (818 S. K. m. 44)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 6.2.1996 tarih ve 416-115 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 21.11.1997 gününde davacılar avukatı Gülay Caka gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin alacağına karşılık dava dışı Yaşar ve Zeki B'un keşide ettiği muhtelif tarih ve miktarlı çeklerin karşılığının olduğu davalı tarafça bildirildiğini, ancak ilk birkaç çek dışındakilerin karşılıksız kaldığını, bu şahısların tek mal varlıklarını başkalarına devrettiklerini bildirdiklerini, bunun üzerine yaptıkları araştırmada çek hesabının tüzel kişiliği olmayan "Mevsim Gıda" adına düzenlendiğini ve davalı bankanın gerekli araştırma ve işlemleri yapmaksızın hesap açtığını, ayrıca yetkisiz kişinin verdiği vekaletname ile çek karnesi verildiğini öğrendiklerini ve davalıların kusurlu davranışları sonucu müvekkillerinin zarara uğradığını ileri sürerek zararlarının tespitini ve şimdilik 10.000.000 lira maddi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini, M..... Gıda Pazarı-Yaşar B'un bir buçuk yıl boyunca hiçbir çekinin karşılıksız çıkmadığını, dava dışı D.... A.Ş.nin genel müdür yardımcısı olarak şubece tanındığını, davacıların 21.5.1990 tarihinde ilk kez karşılıksız çıkan çek sonrasında dava dışı keşideci ile ilişkilerini sürdürdüklerini, M..... Gıda Pazarının vergi ve esnaf sicilinde kayıtlı olduğunu, vekaletnamede özel yetki bulunduğunu ve çeklerin karşılıksız çıkmaya başladığında müvekkilinin yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davacıların gerekli inceleme ve araştırma yapmadan çekleri aldıkları, davalı bankanın karşılıksız çıkan ve diğer çeklerle ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, davacının zararını doğuracak herhangi bir eylemde bulunmadığı ve sadece her çek için 125.000 lira ile sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.250.000 liranın dava tarihinden itibaren %54,50 ve değişen oranlarda reeskont faiziyle davalı taraftan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacıların, dava dosyasına fotokopilerini ibraz ettikleri çeklere göre hamil oldukları ve dava dışı Yaşar ile Zeki B'un keşideci bulundukları ve bu çeklerin karşılığı olmadığı ve yapılan icra takiplerinin de sonuçsuz kaldığı anlaşılmış bulunmaktadır. Bu çeklerin, davalı Bankanın Denizli Kaleiçi Şubesindeki 3834-9 No'lu hesap için verildiği ve çek hesabının da M..... Gıda Pazarı-Nevriye B'a ait bulunduğu gözlenmiştir. Dava dışı Yaşar B. ise, Nevriye'nin genel vekili olduğu ve anılan hesapta da gösterildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan bu duruma göre, çek hesabının Nevriye B'a ait olmasına karşın, bu hesaptaki çekleri Yaşar ve Zeki B'un keşide ettiği sabit olmuştur. Bu son adı geçenlerin, davalı Bankada bir çek hesabı olmadığı halde, bunların keşide ettikleri çekleri davalı bankanın kabul ederek işleme koyduğu ve ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Keşideciler, Yaşar ve Zeki'nin davalı bankada çek hesabı yoktur. Bu durumda, Yaşar ve Zeki'nin keşide ettiği çeklerin, davalı Bankaca ödenmemesi ve gerekirse, hesap sahibi olan Nevriye B'a bu hususun duyurulması gerekirdi. Hal böyle olunca, davalı bankanın bu işlemler yönünden, 3167 sayılı Yasanın 2 nci maddesinde öngörülen basiret ve itinayı göstermediği sonucuna varılmış bulunmaktadır. Öte yandan, davacıların da, bankada çek hesabı olmayan çekleri almak suretiyle gerekli basireti göstermediği anlaşılmasına göre, bu yönün de gözden uzak tutulmaması gerekir. Yerel mahkemece, karşılıklı kusurun değerlendirilmemesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy