(1086 S. K. m. 75, 455, 456, 457, 458, 459)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 26.2.1997 tarih ve 866-126 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 27.6.1997 gününde davalı avukatı Ali Kaypaklıoğlu gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu kere ikmalen gelmekle dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında olan satım ilişkisi nedeniyle, davalının toplam 426.880.000 TL borcu bulunduğunu, isteme karşın fatura karşılıklarını ödemediğini, yaptıkları icra takibine davalının kötü niyetle itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile, 426.000.000 TL alacağın %75 faizi ile birlikte karar altına alınması ve %40 inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya hiçbir borçları bulunmadığını, ibraz edilen belgelerin gerçeğe aykırı olduğunu, davanın reddi ile, davacının %40 inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya arasındaki yazılara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının 426.000.000 TL alacaklı bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, 426.000.000 TL. nın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili dava dilekçesinde, takibe yapılan itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı ve ayrıca alacağın faizi ile birlikte tahsili isteminde bulunmuştur.
Usul hükümleri gereği, itirazın iptali ile alacağın tahsili aynı dava ile istenemez. Mahkemece, davacı vekilinin HUMK. 75.maddesi uyarınca, çağrılarak istemi açıklattırılarak itirazın iptaline veya alacağın tahsiline hasrettirildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Diğer yandan, HUMK.455. vd. maddelerinde düzenlenen tavzihle, hükmün açık olmayan veya birbirleri ile çelişen fıkralar içermesi halinde bunların düzeltilmesi istenebilir. Mahkemece, bunların düzeltilmesi anlamında açıklama yapılabilirse de, bu sınır aşılarak daha önce reddedilen veya eksik hükmolunan ya da karar verilmesi ihmal edilen iddia ve istemler için yeni bir hüküm kurulamayacağı gibi, daha önce verilen karar da, değiştirilemez. Anılan yasa hükümleri gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu yönden de, bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve kapsamına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 Nolu bentlerde yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 3 Nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı vekili için takdir edilen 20.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı yana verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.9.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy