(2499 S. K. m. 3, 46, 46/A) (1086 S. K. m. 9, 108, 109)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Konya Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.7.1997 tarih ve 270 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı T.C.Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığının Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine müracaatla müvekkilinin tüm bankalardaki nakit ve menkul değerler üzerine, 2499 sayılı Yasanın 3794 sayılı yasa ile değişik 46/a maddesi gereğince ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep ettiğini, mahkemenin de 17.06.1997 tarih 997/473 D.İş E ve 997/473 D.İş K. sayılı kararı ile davanın esasını çözümleyecek biçimde talebi kabul ederek, şirketin tüm bankalardaki nakit ve menkul değerleri üzerine ihtiyati tedbir uygulanmasına ve tedbirin üç ay içinde dava açılmak koşuluyla geçerli olduğuna karar verdiğini, kararın Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 997/2672 sayılı takip dosyasında işleme konularak Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 997/686 talimat sayılı dosyası ile fiilen Konya'da infaz edildiğini, böylece müvekkilinin hiçbir ödemesini yapamaz duruma düşürüldüğünü, davalı SPK. nun HUMK. 109. maddesinde öngörülen yasal 10 günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açmayarak haksız fiilde bulunduğunu, 10 gün içerisinde tedbirin uygulanmaması nedeniyle Ankara 5.İcra Müdürlüğünden tedbirin kendiliğinden kalkmış olduğu, bu sebeple ilgili yerlere müzekkere yazılmasını içeren istemlerinin reddedilmesi üzerine söz konusu kararın şikayet yoluyla tedbir kararını veren mahkemeye götürüldüğünü ancak şikayetin reddedildiğini, oysa ki, müvekkili tarafından çıkarılmış herhangi bir menkul kıymet bulunmadığından davalı kurulun tedbir talep etme mahkemesinde tedbir kararı vermeye yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin halka arz ettiği sermaye piyasası araçları bulunmadığından kurula kayıt yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin halka çağrısı değil, tam tersine halkın Kombassan Holding'e çağrısının bulunduğunu, SPK. nun bu kararın alınmasını istemekte yetkisiz olduğunun tesbitini talep etmiş, SPK. nun 46/a. maddesinde öngörülen sürenin tedbir için uygulanamayacağını, davanın 10 günlük yasal süre içerisinde açılması gerektiğini, davalı kurumun yetkilerini kötüye kullanacak boyutlara ulaştığını, haksız ve dayanaksız olarak verilen ihtiyati tedbir kararının tüm sonuçlarının Konya'da doğduğunu ileri sürerek Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden düşmüş olduğunun tesbitini, müvekkili şirket mukavelelerinin izinsiz halka arz ve satır mahiyetinde olmadığının kurul kaydına alınmaksızın menkul kıymet ihracı bulunmadığının tesbiti ile müvekkili şirket için haksız fiil mahiyetine bürünen ve yasalara aykırı ihtiyati tedbir kararı ile yaratılan muarazanın menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı vekilleri davaya cevaplarında, davaya bakmakla idari yargının görevli olduğunu ileri sürerek görevsizlik kararı verilmesini davaya konu ihtiyati tedbir kararının 14.894.785.901.300 TL üzerinden verildiğinden harcın bu miktar üzerinden ikmalini istemiş, dava dilekçesinde her ne kadar muarazanın men'i talep ediliyor olmakla birlikte esas itibarıyla Ankara 4 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırılığı ve haksızlığı tartışılarak kaldırılması talep edildiğinden bu davanın HUMK. 9. maddesi gereğince davalının ikametgahı Ankara Mahkemelerinde açılması gerektiğini öte yandan, ihtiyati tedbir kararına karşı her türlü itiraz ve şikayetin ihtiyati tedbir kararını veren mahkemeye yapılması gerektiğini, davacının hemen hemen aynı taleplerle Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesine itirazda bulunduğunu, aynı taleple mükerrer olarak açılan davanın mesmu olmadığından reddinin gerekeceğini, davacının ileride yapılacak sermaye artırımlarına karşılık çıkarılacak hisse senetleri için makbuz karşılığı para topladığının belirlendiğini bunun ise SPK. nun 3. maddesinde tanımlanan ihraç ve halka arz tanımının içinde yer alan halkın bir anonim ortaklığa katılmaya ... davet edilmesi kavramına girdiğini, kurula kayıt yaptırmaksızın şirketin böyle bir işlem yapmaya yetkisinin bulunmadığını, kurulun SPK. nun 46. maddesinin (a) bendindeki yetkisini kullandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran işin esasına girilmeksizin 17.7.1997 tarihinde yapılan tedbir duruşması sonucunda, SPK. nun 46. maddesinde yer alan üç aylık sürenin sermaye işlemlerinin iptali gerektiği hususunun tesbiti halinde başlayacağı ve ihtiyati tedbir kararı alınmasına esas olamayacağı, HUMK. daki 10 günlük yasal sürenin ihtiyati tedbir kararı için değiştirilemeyeceği, bu süre içerisinde dava açılmayan Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.6.1997 tarih 1997/473 D.İş sayılı kararı ile davacı şirket aleyhine alınan ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden düşmüş olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Karar, davalı S.P.Kurulu vekilince temyiz edilmiştir.
Yukarıda da ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, davacı vekili; Ankara Asliye 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 1997/473 D.İş E/K sayılı ihtiyati tedbirin kendiliğinden düşmüş olduğunun tesbiti ile duruşma açılmaksızın tensip ile birlikte ihtiyati tedbirin kaldırıldığına ilişkin infaz memurluğuna müzekkere yazılmasına ve şirket muamelelerinin izinsiz halka arz ve satış mahiyetinde olmadığının ve kurul kaydına alınmaksızın menkul kıymet ihracı bulunmadığının tesbiti ile şirket için haksız fiil mahiyetine bürünen ve yasalara aykırı ihtiyati tedbir kararı ile yaratılan muarazanın menine karar verilmesini istemiştir. Bu durumda, davacı tarafın, davalı TC. Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı aleyhine esas yönden dava açtığı ve açılan bu dava da, Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesince verilen ihtiyati tedbiri istemekte yetkisi bulunmadığı ve ayrıca, bu ihtiyati tedbirin kendiliğinden düşmüş olduğunun tesbitini istediği anlaşılmış bulunmaktadır.
Mahkemece, 17.7.1997 tarihinde yapılan duruşmada, Sermaye Piyasası Kurulunca alınan ihtiyati tedbir kararından sonra on gün içinde dava açılmadığı belirlenerek, ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece verilen bu karar, bir ara kararı niteliği izlenimi yaratmakla beraber, yetki ile görev ve aynı zamanda Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesinin verdiği karar dahi tartışma konusu yapılmış olduğundan, esasa ilişkin bir karar olarak görülmüş ve Yargıtay yolunun açık olduğu kabul edilerek, temyiz incelemesine geçilmiştir.
Yerel mahkemenin 4.8.1997 gün ve E.1997/270 kararı ile 8.8.1997 günlü tutanakları incelenmiş ve 4.8.1997 günlü kararı imzadan çekinme nedeniyle geçersiz olduğu gözlenmiştir. Sermaye Piyasası Kurulu, davacı durumunda olan Kombassan Holding AŞ. aleyhine 16.6.1997 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiş ve Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi de, 17.6.1997 gün ve E.1997/473, K.1997/473 D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararını vermiştir. Bu karara karşı Kombassan Holding AŞ. 30.6.1997 tarihinde, on gün içinde esas yönden dava açılmadığı için şikayette bulunmuş ve aynı mahkemece üç aylık bir süre içinde dava açılması gerektiği kabul edilerek 8.7.1997 tarihinde belirtilen şikayet red edilmiştir. Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan şikayet ve itirazlar, HUMK. nun 108 ve 109 uncu maddeleri uyarınca, bu mahkemece incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim, Kombassan Holding A.Ş.'de, Ankara Mahkemesine şikayette bulunmuş ve bu şikayet de, red edilmiştir. Bu durumda, Konya mahkemeleri, anılan tedbir yönünden herhangi bir karar vermek yönünden yetkili ve görevli değildir. Ayrıca, Sermaye Piyasası Kurulu aleyhine açılan dava da, idari yargının görevi içindedir. Çünkü, davalı bir kamu kurumu olduğu gibi, idari bir işlem sonucu uyuşmazlık doğduğu iddia edilmiştir. Görevsiz bir mahkemeden, ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış olduğunun tesbiti istenemez. Açıklanan bu nedenlerle, yerel mahkemenin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin 17.7.1997 gün ve E.1997/270 sayılı kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy