(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesince verilen 3/10/1996 tarih ve 415-562 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 8/4/1997 gününde davacı asil Kazım Baran gelip, ile davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiziz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan asil taraf dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı kooperatifin 16.4.1993 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sahte ve usulsüz yetki belgeleri ile oy kullanıp gerçek iradenin yansımadığı kararların alındığını, yapılan itiraz ve muhalefet şerhlerinin tutanağa yazdırılmadığını. Bu itibarla genel kurulda alınan kararların butlan ile malul olduğunu ileri sürerek anılan genel kurulda alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihraç edilmiş olup böyle bir dava bulunmadığı gibi genel kurulun iptalini gerektirir bir durum olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran 2000 in üzerinde ortağı olduğu halde genel kurulun çok az sayıda ortağın katılımı ile gerçekleşmiş olup, çokluğun dahi yetki belgeleri ile sağlandığı yetki belgesi vermiş gözüken bir kısım ortakların daha sonra yetki belgesi vermediklerini beyan ettikleri, yetki belgelerinin genelde yöneticilere verilmiş olmasının şaibeli olduğu, bu durumda yapılan gene kurulun iyi niyet kurallarına uygun olmadığı gerekçesi ile 16.5.1993 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 15/5/1993 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı hazırın cetvelinde kayıtlı 1848 ortaktan asaleten 264. vekaleten 409 olmak üzere 673 ortağın katılımı ile gerçekleşmiş olup davacı, esasen 40-50 kişinin sahte düzenlenmiş 10 arlı yetki belgeleri ile çoğunluğu sağladıklarını iler sürmüş ve yargılama sırasında da 13-14 kişinin hiç kimseye yetki belgesi vermediklerini dair yazılı beyanlarını ibraz etmiştir. Şayet yapılan sahtecilik işlemi ile toplantı ve karar nisaplarını etkili olabilecek bir sonuç elde edilmiş ise bu şekilde yapılan genel kurul ve alınan kararların yokluk ile malul olduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, dosyaya yazılı beyanları sunulan ortak sayısı mevcut toplantı ve karar nisaplarına etkili olmadığı gibi, mahkemece de davacının iddia ettiği gibi bir sahtecilik işleminin sonucu etkili boyutlarda olup olmadığı hususunda bir inceleme yapılmamıştır. Öte yandan, davacının neticesinin beklenilmesi, genel kurulun toplantı ve karar nisaplarında onuca etkili bir sahtecilik işleminin olup olmadığının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, usulüne uygun tebligata rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden davalı yararına vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği, temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.04.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy