(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 13.6.1997 tarih ve 658 - 380 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12.12.1997 gününde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, birleşen dava ile, müvekkilinin davalıya ait tırından düşerek sağ bacağını kaybettiğini ileri sürerek 250.000.000- TL manevi, 6.510.000.000- TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini, olay tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, olayda müvekkili işletmenin kusuru bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat isteminin fahiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı işletmeye ait trene binmek isterken düşen davacının %60 oranında malul kalacak şekilde yaralanıp, davalının %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 150.000.000 TL manevi tazminat, asıl davada 2.500.000 TL, birleşen davada 6.344.279.584- TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren %57 oranında reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı vekilinin aşağıdaki 2,3 ve 4 nolu bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddiyle manevi tazminat yönünden kurulan hükmün onanması gerekmiştir.
2- Ancak, dosyada mevcut Haydarpaşa Numune Hastanesi Sağlık Kurulu'nun verdiği raporda davacının malulüyet oranı %60 olarak belirtilmiş, meslekte kazanma gücü kaybı belirlenmemiştir. Davalı vekili bu rapora itiraz ettiğine göre, davacının meslekte kazanma gücünün "Sağlık İşlemleri Tüzüğü"ne göre Adlı Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ile saptanması gerekirken noksan incelemeye dayalı şekilde sağlık kurulu raporunun aynen esas alınması doğru değildir.
3- Davacının döşeme işçisi olduğu kabul edilerek aylık gelirinin 20.000.000 TL olduğu gerekçe gösterilerek tazminat hesabı buna göre yapılmış ise de, davacının işyerinden aldığı ücret veya aylık geliri, işyeri maş bordrosu gibi ve delillerle belgelenmediğinden, davacının aylık ücretinin asgari ücret alacağı kabul edilerek tazminat hesabının buna göre yapılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetli görülmemiştir.
4- Davacının aylık geliri ve meslekte kazanma gücü kaybı yukarıda 2 ve 3 nolu bentte açıklanan esaslar dairesine saptandıktan sonra, davacının bilinen ve bilinmeyen (aktif ve pasif) dönem için kazancının her yıl %10 arttırılıp, %10 iskontoya tabi tutularak ve ortalama yöntemine başvurulmaksızın her yıl için ayrı ayrı hesaplanması gerekirken bu ilkelere aykırı şekilde düzenlenmiş bilirkişi raporu uyarınca hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddiyle, manevi tazminat yönünden kurulan hükmün onanmasına, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy