(6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 6.Ticaret Mahkemesince verilen 20.6.1997 tarih ve 268-283 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.12.1997 gününde davacı avukatı Hüseyin Ç. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı.
Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalıya sigorta ettirilen otomobilin kaza neticesi hasarlandığını, kasko poliçesinden talep edilen tazminatın davalı tarafça ödenmediğini ileri sürerek 215.000.000 TL tazminatın reeskont oranında faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aracını sattığını, menfaat sahibi değiştiğinden sigorta genel şartları C.5 maddesi gereğince sigorta sözleşmesinin kendiliğinden münfesih olduğunu, ayrıca eldeki kanıt ve çulculara göre, riziko gerçekleştikten sonra poliçe düzenlendiği izlenimi elde edildiğini. iddia edilen hasar miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre; sigortalı aracın hasarlanmasına neden olan kazanın gösterilen yerde meydana gelmediği, aracın hasarlandıktan sonra sigorta ettirildiği, ayrıca sigorta poliçesine göre menfaat sahibinin değiştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir,
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacıya ait sigortalı aracın hasarlanmasına yol açan trafik kazası resmi belge niteliğindeki Trafik kaza tutanağı ile kanıtlanmış bulunmasına ve Jandarma Karakol komutanı İsmail T... keşif yerinde alınan ifadesinde kazaya uğrayan aracı olay tarihinde ters dönmüş vaziyette gördüğünü beyan ederek tutanağı doğrulamış bulunmasına ve davalı sigorta şirketinin bu kanıtların aksine hiçbir belge ibraz edememiş bulunmasına göre artık rizikonun gerçekleştiğinin kabulü gerekirken, kazanın şüpheli olduğu yolundaki soyut anlatımlara ve ekspertiz raporuna itibar edilmesi doğru değildir, öte yandan sigorta poliçesinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlendiği yolunda ve aracın başka birisine satıldığını ve dolayısıyla menfaat sahibinin, değiştiğine dair bir belge ibraz edilmemiştir. Davalının buna yönelik savunması kendi acentesinin ve eksperin anlatımları ile kanıtlanmış sayılmaz. Mahkemece somut verilerden ve savunmayı kanıtlayıcı delillerden hareketle ve karar yerinde tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken kanaat üzerine karar verilmesi doğru değildir. O halde, mahkemece davacının zararı bilirkişi marifetiyle tespit edilerek sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy