(818 S. K. m. 182/2) (1086 S. K. m. 289, 339, 354, 356)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 13.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.4.1997 tarih ve 730-346 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinden satın aldığı 20.8.1994 ve 15.8.1994 tarihli fatura bedellerini ödemediğini, tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava konusu faturalarla ilgili bir alışveriş olmadığını, kaçak ve sahte olan faturaların usulüne uygun kendisine ibraz edilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, faturalar, icra dosyası, taraf yemini, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının davacıdan aldığı 22.672.000 lira mal bedelini ödemediği, davacı tarafından yeme-içme hizmetine ilişkin fatura bedelinden dolayı borçlu olmadığına dair davalının yemin ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile icra takibinin 22.672.000 lira üzerinden devamına, birikmiş faiz isteminin reddine, takip tarihinden itibaren %30 yasal faiz uygulanmasına, 9.068.000 lira icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Davacı, faturalarda yazılı satım konusu malları davalıya teslim ettiğini ileri sürmüş olmasına karşılık davalı, 5.2.1997 tarihli dilekçesindeki savunmasında, alış verişin 5.000.000 lira ile sınırlı ve peşin olduğunu savunmuştur. BK.nun 182/2 maddesi uyarınca aksine adet veya sözleşme yoksa satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle yükümlüdür. Yani, kural olarak alış verişin peşin olarak yapıldığının kabulü gerekir. Davalı 5.000.000 lira dışındaki alış verişi kabul etmediğine göre, bu durumda aralarında satım sözleşmesi olduğunu ve kapsamını davacının kanıtlaması gerekir. Tanık dinleme konusunda davalının açık muvaffakatı olmadığına göre, HUMK.nun 289. maddesi uyarınca davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Davacı vekili satım sözleşmesi konusunda yazılı delil ibraz edememiş olduğundan, dava dilekçesinde de "sair delil" demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduğundan, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ispat külfeti yer değiştirilerek davacının eda ettiği yemin deliline dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
YKD 1997
Full & Egal Universal Law Academy