(818 S. K. m. 198) (6762 S. K. m. 25) (2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 4.7.1997 tarih ve 567-652 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında kumaş alım satımına ilişkin bir ticari ilişki kurulduğunu, kumaşın davalıya teslim edildiğini, davacının 163.875.000 liralık kumaş bedelinden 25.000.000 lira ödediğini, geri kalan kısmı ödememesi üzerine icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile, %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 25.000.000 lira avansın ödendiği bildirildiği halde icra takibinde mahsup edilmediğini, kravat yapımı için satın alınan kumaşın çok kalın olup kravat yapımına uygun olmadığını, durum davacıya bildirilince; apre yapılınca düzeleceğini bildirip geri aldığı, ancak kravatlar yaptırılınca kumaştaki ayıbın ortaya çıktığı, kumaşın trevina kumaştan dokunmadığının anlaşıldığı, davacıya durumun bildirildiği, ya siparişe uygun kumaş dokuması ya da, 25.000.000 lira avansın iadesini istendiğini davacının talebi uygun yanıt vermediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davalı yanın satın aldığı malın ayıplı olduğu savunmuş ise de, malların ayıplı olduğu konusunda herhangi bir delilin bulunmadığının bildirildiği, malların ayıplı olduğu ve apremeden sonra düzelmediği konusunda ayıp ihbarında bulunulmaması halinde, şahit dinletilmesinin yeterli olmadığı bu nedenle bu hususta tanık dinlenemeyeceği; davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davalının 163.875.000 lira olup, davalının ödemiş olduğu 25.000.000 liralık avansı indirildiğinde halen 138.895.000 lira borçlu bulunduğu, davacı defterlerinde ayıp ihbarın ve iade faturası yolunda bir kayıt bulunmayışı, davalının ayıplı olduğu söylenen kumaşları iade etmediği gibi mahkemece herhangi bir tevdi mahallinin de, tayininin istenmeyişi nazara alındığında, davacının halen davalı yedinde bulunan ve davalı yanca 25.000.000 lira dışında ödeme yapılmadığı kabul edilen fatura bakiyesi 138.875.000 liranın davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle, itirazın 138.975.000 lira üzerinden iptaline, 24.1.1996 takip tarihinden itibaren %57 reeskont faizinin asıl alacağı yürütülmesine, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında TTK.nun 25. maddesi anlamında bir satım sözleşmesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Davalı yan, satım ilişkisini ve kumaşın kendisine teslim edildiğini ve fakat gelen kumaşın ayıplı olduğunu, bu durumun davacıya bildirildiğini, davacının ayıbının giderilmesi için kumaşı geri istediğini ve davacının kumaşa apre yapıp geri gönderdiğini, ancak davacı yanca kumaşa apre yapılmasına karşın ayıbın giderilmediğini, bunun da, kravat yapımından sonra ortaya çıktığını iddia etmiştir.
Davacı yan yargılama sırasında bu iddiaya karşı koymamıştır.
Davalı vekili, 13.3.1997 tarihli oturumda kumaşın ayıplı olduğu ve ihbar edildiği konusunda tanık dinletmek istediğini beyan etmiş, davacı vekili de, tanık dinletmeye karşı muvafakatı olmadığını beyan etmemiştir. Aynı oturumda davalı vekili "ayıp ihbarı konusunda delilim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuş ise de, dosya içreğine göre, bundan kastedilenin yazılı delil olduğu anlaşılmaktadır. Oysa, yerleşmiş Yargıtay İnançlarına göre, BK.nun 198. maddesindeki ayıp ihbarının sözlü yada yazılı olarak yapılabileceği gibi, her türlü kanıtla kanıtlanabileceği kabul edilmektedir.
Bu durumda mahkemece, davalı yana bu hususa ilişkin kanıtlarını ibraz etmesi, tanıklarını dinletmesi için hak tanınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde savunma hakkı kısıtlanarak eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte yazılı nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 no'lu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy