(1086 S. K. m. 10) (818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyoğlu 3. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 267.5.1997 tarih ve 287-341 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalı şirketin müvekkilinden fatura ve irsaliyelerde belirtilen emtiaları satın aldığını, borcunu ödemediği için hakkında icra takibi yaptıklarını, ancak borçlu davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini takibin alım-satım sözleşmesine dayandığından para borcunun ödeme yeri alacaklı müvekkilinin ikametgahı (merkezi) olduğundan ve borcunda ticari defterler, fatura ve irsaliyelerle sabit olduğundan davalının haksız borca ve yetkiye itirazının iptaline, 93.459.863 lira alacaklarının işlemiş ve işleyecek reeskont faizi ile tahsiline, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Her ne kadar alım-satım sözleşmesinden bahsedilmekte ise de, öncelikle böyle bir sözleşmenin olmadığını, bu nedenle sözleşmenin yapıldığı yerin Beyoğlu gösterilmesinin gerçekle bağdaşmadığını, davalının ikametgâhının Ankara olduğunu yetkili mahkemenin de buradaki mahkemeler olduğunu, esas yönünden de söz konusu fatura ve irsaliyelerden bilgilerinin olmadığın davanın reddini, davacının %40 tazminata mahkûmiyetini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, borçlunun ikamet ettiği ilin Ankara olduğundan bahisle davalının yetki itirazının kabulü ile dosyanın talep halinde görevli ve yetkili Ankara Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava bir miktar para alacağının tahsiline ilişkindir.
HUMK. 10 m. ve BK. 73 m. hükmü uyarınca bir miktar para alacağının tahsiline ilişkin davaların alacaklının ikametgâh mahkemesinde de açılıp görülmesi mümkün bulunmaktadır. Mahkemece bu hükümler değerlendirilmeden dava konusu olayda uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy