(6762 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 210)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.6.1997 tarih ve 932-604 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kundura ve terlik malzemeleri toptan satıcılığı yapan davalıdan mal alan müvekkilinin açığa attığı iki adet boş senedi davalıya verdiğini, işlerini askıya alan davacıya senetlerin iade edilmediğini, senetlerin doldurulup müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, davalıya 17.653.445 TL borcu olmasına rağmen senetlerin 100.000.000 TL olarak doldurulduğunu iddia ederek, müvekkilinin davalıya 82.346.555 TL borcu olmadığının tespiti ile takibin iptalini, %40 tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senetlerin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine uygun olarak doldurulduğunu, faize faiz uygulanmadığını savunarak davanın reddini ve %40 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, faturalar, icra dosyası, bilirkişi raporu, taraf yemini ve dosya kapsamına göre, davacının takip tarihi itibariyle senetlerden dolayı davalıya 58.691.565 TL borcu olduğu, davacının icra takibi sonucu 138.450.000 TL ödemede bulunduğu, davanın TTK. nun 72.maddesi uyarınca istirdat davasına dönüştüğü, davalının davacıdan 79.758.435 TL fazla tahsil ettiği gerekçesiyle 79.758.435 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, kötü niyet tazminatı ile fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalının 11.7.1994 tarihli 14.889.395 TL bedelli ve 25.7.1994 tarihli 40.764.050 TL bedelli fatura düzenlendiği, faturada yazılı malları davacının satın aldığı, süren bir ticari ilişki nedeniyle davacının davalıya, teminat senedi diye nitelendirdikleri iki adet bonoyu verdiği tartışmasızdır. Davalı, bonoların hesaplara uygun olarak doldurulduğunu savunmaktadır. Davacının teminat olarak verdiği bonoyu davalı doldurabilir. Ancak borç miktarının gerçeği yansıtması gerekir. BK.nun 210 uncu maddesi hükmüne göre, aksine bir sözleşme olmadığı takdirde, mal bedeli, satış konusu mal alıcının zilyetliğine geçtiğinden itibaren muaccel hale gelir. Davacının malın kendisine teslimine ilişkin bir itirazı yoktur. Davalı satıcının düzenlediği faturalara karşı da davacının bir itirazı olmadığına göre, davalının alacağının fatura tarihlerinde muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu durumda 11.7.1994 ve 25.7.1994 olan fatura tarihlerinden itibaren fatura bedelinin, bononun vade tarihine kadar işlemiş temerrüt faizinin hesap edilerek 20.5.1995 ve 28.4.1995 vade tarihli bonolarda yazılı miktarlara uygun olup olmadığı, bu miktara isabet eden takip giderleri düşüldükten sonra, davacının fazla ödemesinin olup olmadığının tespiti için bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken, davalı alacağının, bononun vade tarihinde muaccel halde geldiği ve faizin bu tarihten sonra hesap edilmesi gerektiği şeklindeki bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy