(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 453/3)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesince verilen 3.7.1997 tarih ve 490-597 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkilinden satın aldığı mal bedelini ödemediği için aleyhine başlatılan takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu faturaların mal bedeli peşin ödendiği için kapalı düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, faturalardaki imzaların davacıya ait olmadığı ve bedellerinin ödendiğine dair karinenin ortadan kalktığı gerekçesiyle, 154.680.000 lira tutan takip bölümü yönünden itirazın iptaline, inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen raporda dava konusu faturalardaki imzalar ile sigortadan ve Vergi Dairesinden gelen belgelerdeki imzaların davacı eli ürünü olmamakla beraber hepsinin aynı şahsın elinden çıktığı belirtilmiştir.
Davacı gerçek kişi tacir olup ticari işletmesini temsilde benimsediği usulü, sırf temsilci veya vekilini açıkça yetkili kıldığını ispata elverişli bir belge düzenlememek suretiyle üçüncü şahısların zararına kullanamaz. Kaldı ki Borçlar Kanununun 453/3. maddesinde, mağaza içinde müşterilerin kolaylıkla görebilecekleri bir yerde ve kolayca okuyabilecekleri bir şekilde aksi ilan edilmiş olmadıkça, toptan, yarı toplan veya perakende satış mağazalarının memur veya müstahdemlerinin o mağazanın mutad satış işlemlerinin hepsini yapmaya, yetkili oldukları işlemler hakkındaki faturaları imzalamaya yetkili oldukları hükmolunmuş olup davacı işletmesine satış işlemlerini yapan görevlilerin bu işle ilgili faturaları da düzenlemeye yetkili olduklarının kabulü gerekir. Bu faturalar, davacı defterlerine işlendiğine ve faturalardaki imzalar, davacı tarafça sahteliği iddia olunmayan bazı resmi dairelerdeki belgelerdeki imzalar ile aynı olduğuna göre, mahkemece faturalardaki imzaların davacı tarafı bağlayıcı olduğu göz önünde tutularak uyuşmazlığın çözümü ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı gerekçesiyle hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy