(2004 S. K. m. 67, 50) (6762 S. K. m. 1301
Dava: Taraflar arasında açılan davadan dolayı Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.12.1996 tarih ve 36-283 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı araca davalıların malik ve sürücüsü oldukları araçla tam kusurlu biçimde çarparak hasarlanmasına neden olduklarını, sigortalılarına ödenen 216.979.391 liranın tahsili amacıyla yapılan takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, icra takip dosyasına itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davaya cevabında, müvekkilleri aleyhine girişilen Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğü'nün yetkisizlik kararı üzerine alınan takibin devamının Artvin mahkemelerinden talep olunamayacağını ileri sürerek hasar, kusur ve inkar tazminatı taleplerine itiraz etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, Beyoğlu 2. İcra Dairesi'nce davalılara gönderilen ödeme emirleri üzerine davalıların yasal süresi içerisinde takibe karşı yetki itirazında bulundukları, alacaklı davacının bu itiraz üzerine ya dosyanın yetkili Artvin İcra Dairesi'ne gönderilmesini talep veya İcra Tetkik Mercii'nden itirazın kesin kaldırılmasını talep edebileceği, itirazın iptali davası açamayacağı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İİK'nin 50. maddesi yetki meselesini düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında yetki itirazının esas hakkında itirazla birlikte yapılacağı, Tetkik Mercii'nin önce yetki itirazını inceleyip kesin bir sonuca bağlayacağı belirtilmiştir. Bu madde hükmünün itirazın iptali için müracaat edildiği hallerde uygulanacağının kabulü gerekir. Zira İİK'nin 67. maddesinde açıkça Takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklı denildiğine göre, alacaklıya ya mahkemeye ya da mercie müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmaktadır. Alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa artık mahkemenin hem yetki itirazını ve hem de borcun esasını incelemesi gerekecektir. Esasen merciinden daha geniş yetkili bir mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir sebep de bulunmamaktadır. Bunun dışında İcra Dairesi'nin yetkisine yapılan itirazın önce mercide halli zorunlu kılınırsa ortaya çeşitli sorunlar da çıkartır. Çünkü alacaklının mercie gitmek için elinde yeterince (sonuç alıcı) belgesi yoksa, önce mercie giderek, yetki itirazı incelenecek bilahare dava açılacaktır. Bu işlemler hiç şüphesiz alacağın tahsilini geciktireceği gibi, kötü niyetli borçlulara zaman kazanmak için bir fırsat yaratacak her borçlu bu defa hem yetki ve hem de borcun esasına itiraz yoluna gidecektir. Ayrıca, İİK'nin 67. maddesinde bir yıl içinde dava açılması gerektiği bildirildiğinden, merciden yetki itirazı hakkında bir yıl içerisinde karar alınmaması durumunda bu sürenin hangi tarihten başlayacağı ve bir yıl geçerse İİK'nin 67. maddesinde belirtilen davanın artık açılıp açılmayacağı meselesi de ortaya çıkacaktır. Bütün bu hususlar nazara alındığında genel mahkemeye açılan itirazın iptali davasında, mahkemenin İcra Dairesi'nin yetkili olup olmadığını inceleme yetkisinde bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Buna göre mahkemece yapılacak iş, İcra Dairesi'nin yetkisine ilişkin borçlular itirazın öncelikle incelenip, kabulü halinde esas hakkındaki itirazlara girişilmeksizin, İcra dairesi'nin yetersiz olduğuna karar verilmekle yetinilmesi, aksi halde, esasa girişilip, toplanacak delillerle oluşacak sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bozma neden ve gerekçesine göre şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.1.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy