(6762 S. K. m. 83) (1086 S. K. m. 326)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 11.4.1997 tarih ve 351-365 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 17.3.1998 gününde davacı avukatı Y. C. C. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı kredinin geri ödenmesine ilişkin uygulamada, davalı bankanın personelinin yapacağı iş seyahatleri için gerekli uçak biletlerinin müvekkilince kesilmesi ve bu biletlerinin ücretlerine ilişkin faturaların kredi borcuna mahsup edilmesinin benimsendiğini, bu uygulamanın devamı sırasında 1991, 1992 ve 1993 yıllarına ait bir kısım faturaların kredi borcuna mahsup edilmediğinin anlaşıldığını ve müvekkilinin 29.956 DM alacaklı olduğunu ileri sürerek bu meblağın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kayıtlarında sözü edilen biletlere ilişkin faturalara rastlanmadığını, faturaların tebliğ edilmediğini, davacıya borç bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıdan dava konusu miktarda alacaklı olduğuna dair kanıt ibraz edemediği ve böylece iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tasdikleri yaptırılmamış olmakla sahibi lehine delil teşkil etmeyeceğinden davacıya 6762 S. K. m. 83 uyarınca tamamlayıcı yemin verilmemesinde usule aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak davacı delil olarak davalı Bankanın ticari defterlerine de dayanmış olmakla mahkemece davalıya ticari defterlerini ibraz için H.U.M.K.nun 326.maddesi gereğince mehil verilip ibraz edildiği takdirde bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerekirken davalının "faturaların kayıtlarda yer almadığı" şeklindeki beyanı ve hesap özetlerini ibraz ile yetinilmesi doğru görülmemiş ve ayrıca davacının davalı personeli için kestiği uçak biletlerinden doğan alacağı kredi borcuna mahsup edilmesi şeklindeki hesaplaşmayı taraflar benimsediklerine göre, davacının kullandığı kredi borcunun ne kadarını ve hangi biçimde ödediği saptanması halinde sonuca ulaşılabileceği düşünülmeden yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.3.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy