(2004 S. K. m. 24, 58, 67) (818 S. K. m. 83, 105)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.6.1997 tarih ve 130-385 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 17.3.1998 gününde davacı avukatı B. Uluğ gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan olan satım bedeli 33.500 USD alacağın % 4 yabancı para faiziyle birlikte aynı mahkemeye anılan dava sonucu hüküm altına alınıp kesinleştiğini, u karara dayanılarak kur farkından doğan alacağın tahsili için girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının USD bazındaki ilamlı alacağını TL olarak icraya koyup tevcihini bu yolda kullanmakla tüm alacak ve ferilerini tahsil ettikten sonra kur farkından bahisle başkaca talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere, icra takip ve alacak dava dosyaları kapsamına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafın 33.500 USD asıl ve 670 işlemiş faizden oluşan ilamlı alacağını BK.nun 83/son maddesine göre değil, takip tarihindeki kur üzerinden TL karşılığını icra yoluyla talep ettiği, BK.nun 83/son maddesi hükmü yönünden doğabilecek haklarını da saklı tutmadığı, atık bundan sonra kur farkından doğan munzam zarara dayalı bir talepte bulunamayacağı, icra takibi ve işbu davanın B.K.nun 105/2.maddesince öngörülen diğer munzam zarar hallerine de ilişkin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı şirket, davalıdan olan ihracat bedeli 33.500 USD alacağını daha önce açtığı dava sonucunda ilama bağlamış, ilamlı alacağını ise takip tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevirerek icra yolu ile tahsil etmiş, daha sonra icrada beş ayrı tarihte tahsil ettiği meblağların o tarihlerdeki kur karşılıkları USD tutarını, ilamla saptanmış yabancı para alacağından mahsup ederek aradaki kur farkını ilamsız icra takibi ile davalıdan istemiş, takibe yönelik itiraz üzerine açılan işbu itirazın iptali davasında ise Mahkemece, davacının B.K.nun 83/3 md.uyarınca ilamlı alacağını yabancı para olarak talep etme olanağı var iken bu olanağın kullanmadığı, yabancı para türündeki alacağını TL.ye çevirerek takipte bulunmasından dolayı kur farkından doğan zararını ayrıca takip ve dava konusu yapamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının hüküm altına alınan alacağının USD cinsinden olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Kesinleşmiş mahkeme kararı ile hüküm altına alınmış olan yabancı para alacağının tahsili için girişilen icra takibinin TL üzerinden yapılması İİK. nun 24 ve 58. maddelerinin buyurucu hükümlerinin gereğidir. Davacının alacağını bu şekilde TL olarak icra takibine koyması, ilamlı alacağının USD olmasından doğan haklarından vazgeçtiği anlamına gelmez. Yargıtay'ın yerleşmiş görüşüne göre, davacının bu durumda da kur farkından kaynaklanan munzam zararını istemesi mümkündür. Mahkemece, davacının kur farkından doğan gerçek zararı hesaplattırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy