(1163 S. K. m. 45, 53)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Adana Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.9.1997 tarih ve 1333-610 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatifin 5.11.1994 tarihinde pek çok üye çağrılmadan ve mahkeme kararlarına aykırı olarak kaydedilen üyelerin katılımıyla genel kurulun toplandığı gibi, kooperatife ait arsaların satışı konusunda da yetki verildiğini ileri sürerek, anılan genel kurul toplantısının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ihraç edilmiş üyeler olduklarını, muhalefet şerhlerinin bulunmadığını ve çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, iptali istenen genel kurul tarihi itibariyle kooperatifin kayıtlı 401 ortağına usulünce çağrı yapıldığı, 240 ortağın katılımıyla toplantının gerçekleştiği ve genel kurulun ortak sayısının artırımına ilişkin bir karar alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davalı kooperatifin 55 ortağının Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 27.12.1991 tarih ve 17036 sayılı yazılarına istinaden kooperatifin 17.5.1992 günlü genel kurulunda ortaklıktan ihraçlarına karar verilmiş ise de, bakanlığın anılan emri yasaya aykırı olduğu gibi, ihraca ilişkin genel kurul kararının da Adana Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.7.1993 gün ve 1992/455 E-1994/405 K.sayılı ilamıyla iptaline karar verildiği anılan kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların kooperatif ortağı oldukları tartışmasız bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu tespitten sonra kooperatiflerde genel kurulun toplantıya ne şekilde çağrılacağı hususunun incelenmesi gerekmektedir. Kooperatiflerde genel kurulun toplantıya ne şekilde çağrılacağı Kooperatifler Kanununun 45 nci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Emredici nitelikte olan bu madde hükmüne göre genel kurul ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Sözü edilen maddenin yollama yaptığı kooperatif ana sözleşmesinin 28 nci maddesi hükmüne göre ortakların davetten mutlaka haberdar edilmelerini sağlamak üzere toplantı gününden en az 30 gün önce keyfiyetin ortaklara bildirilmesi gerekmektedir. Bu koşul tam olarak yerine getirilmemişse, ortada yasaya ve ana sözleşmeye uygun bir genel kurul çağrısı olmadığı gibi, bu şekilde toplanan bir genel kurulun varlığından da sözedilemez. Gerçekten, yönetim kurulunca toplantıya katılması arzu edilmeyen ve önemli sayıda bir takım ortaklara çağrı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararların hukuken himaye görmesi doğru değildir. Ortada usulsüz bir çağrı değil kanuna aykırılık sözkonusudur. Yasaya ve ana sözleşmeye aykırı olarak yapılan çağrı üzerine toplanan genel kurulda alınan bütün kararlar hükümsüz ve geçersizdir. Böyle bir toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitini ise, Kooperatifler Kanununun 53 ncü maddesindeki koşullar aranmaksızın davetin usulü dairesinde yapılmadığını öne süren her ortak isteyebilir. Davacıların bir kısmına 5.11.1994 günlü genel kurul toplantısında hazır bulunmaları için ana sözleşmede öngörülen şekilde çağrı yapılmadığı açıkça anlaşıldığından, sözü edilen toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 9.2.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy