(6762 S.K. m.329)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolIIayı Şanlıurfa 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 8.10.1997 tarih ve 207-502 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 27.3.1998 gününde davacılardan Abdulkadir G. ve avukatı Müslüm Akalın ile davalı avukatı Celal Çankaya gelip, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatları ile davacı Abdülkadir G. dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı şirketin 20.000 payından 10.149 una sahip olan müvekkillerin 1830 payı İzzet G.'e, 8319 payı da 1.800.000.000 TL bedelle 1.4.1990 tarihli sözleşme ile davalı şirkete sattıklarını, satılan payların pay defterine dava dışı iki yönetim kurulu üyesi adına kaydedildiğini, genel kurula sunulan satım akdinin onaylandığını, ancak başka bir ortağın açtığı dava sonunda genel kurul kararının iptal edildiğini, T.T.K. 329. maddesine göre şirketin kendi paylarını temellük edemeyeceğini, bu nedenle satım sözleşmesinin batıl olduğunu ileri sürerek, tarafların edimlerini semereleriyle birlikte iadesi suretiyle, 1.4.1990 tarihli sözleşmenin mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitini, 8319 payın eski kayda rücuen müvekkiller adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının yöneticilik yaptığı dönemde usulsüz olarak sermaye artırımına gidip, diğer ortakların rüchan hakkını kullandırmadığını, bu şekilde sahip olunan hisselerin azaltılması ve şirket sermayesinin tenkis edilebilmesi için pay satın alındığını, nitekim iptal edilen genel kurulun dahi önceki sermayeye göre yapıldığı için iptal edildiğini, davacıların iyiniyetli olmadıklarını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın reddine ilişkin karar, dairemizin 27.10.1994 tarih ve 1994/4243-7894 sayılı ilamı ile, "davacının 8319 payının şirkete satılıp devredildiği, T.T.K 329 maddesi uyarınca şirketin kendi hisselerini satın alamayacağı, sermayenin indirilmesine ilişkin genel kurulun iptal edildiğinden sermaye azaltılmasının gerçekleşmediği, davacının hisselerinin şirkete devrine ilişkin protokol ve işlemlerin geçersiz olduğu, işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan kanıtlara göre, dava konusu pay senetlerinin doğrudan şirkete değil, bazı yönetim kurulu üyelerine satıldığı, şirket pay defterine ise bu pay senetlerinin alım satımı nedeniyle hiçbir işlem yapılmadığı, gerek artırılan, gerekse eksiltilen sermaye ile ilgili kararların da işlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin temyizi üzerine bu kerre dairemizin 10.12.1996 tarih ve 1996/5991-8663 sayılı ilamı uyarınca, bozma ilamına uyulduğuna göre, dava konusu hisse senetlerinin şirketten net olarak sorulması, devir tarihinden sonraki genel kurullara ait hazirun cetvelleri ve diğer şirket kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, dava konusu hisse senetleri davadan önce devredildi ise şirkete tazminat bakımından husumet yöneltilemeyeceğinin kabulü ile sadece protokolün batıllığının tespiti, davadan sonra devredildi veya elden çıkarıldı ise iadesi mümkün olmayacağından, davacılar hisse senedi satış bedelini tahsil etmiş olmaları da nazara alınarak isteyebilecekleri bir tazminat bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar yararına bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece, davacıların protokole göre satıp bedelini aldıkları payların satımının butlanla malul olduğu iddiasını 4 yıl sonra ileri sürmelerinin iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığı, satılan payların şirketin kendi üzerine olmayıp itfa ve imha ettiği, pay defterine kayıt yapılmadığı, yargılama sırasında 559 sayılı KHK uyarınca yapılan sermaye artırımında da itfa ve imha edilen payların nazara alınmadığı, halen de şirket adına kayıtlı pay bulunmadığı, davacılar tarafından satılmış ve bedeli tahsil edilmiş payların itfa ve imha edilmiş olması karşısında şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 10.12.1996 tarih ve 1996/5991-8663 sayılı Bozma ilamında mahkemece yapılması gereken iş açık bir şekilde gösterilmiştir. Buna göre, şirkete devredilen payların, şirket defter ve kayıtları, genel kurul hazirun cetvelleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle devre konu hisse senetlerinin akibetlerinin saptanması, söz konusu hisse senetlerinin şirkete devrinden sonra dava açılmadan önce elden çıkarılmış ise sadece protokolün batıl olduğunun tespitine karar verilmesi, davadan sonra elden çıkartılmış ise davacının tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekir iken, yazılı şekilde bozma gereği yerine getirilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermek doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.3.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy