(1086 S. K. m. 9) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 11.3.1998 tarih ve 312-98 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların sahip ve sürücüsü olduğu aracın, müvekkil şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasarlandırdıklarını, sigortayla 150.000.000 lira hasar bedelinin 26.12.1995 tarihinde ödendiğini, olayda davalı sürücü Aydın'ın tam kusurlu olduğunu, davalılar aleyhine girişilen icra takibinin itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile %40 inkar tazminatını davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, icra takibinde yetkiye de itiraz edildiği, davanın müvekkiller ikametgahı İzmir mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın yetki ve esas açısından reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, rücu davasının sigortacının bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği, bu nedenle mahkemenin yetkili olduğu, alacağı doğuran kazada sigortalı araçta 123.490.000 liralık hasar meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 123.490.000 lira üzerinden iptali ile bu miktar asıl alacağa takip tarihinden itibaren %57 reeskont oranı üzerinden faiz yürütülmek üzere takibin devamına fazlaya ve inkar tazminatına yönelik isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı sigorta şirketine sigortalı araca, davalılara ait aracın çarpmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK. nun 1301.maddesi hükmüne göre, sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçerse bu nedenle sigorta mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalının, zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise sigortacının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.
O halde sigortacının zarar sorumlusuna karşı açtığı davada kural olarak HUMK. nun 9.maddesi uyarınca davalının ikametgahı mahkemesi yetkilidir. Davada iki davalı olup, her ikisi de İzmir'de ikamet etmeleri ve olay yerinin de İzmir'de olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamasına göre, sigortacının kendi ikametgahı mahkemesinde açtığı bu davada dava dilekçesinin süresindeki yetki itiraz nazara alınarak yetki yönünden reddine karar vermek gerekir iken, davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy