(6762 S. K. m. 785, 786)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.11.1997 tarih ve 596-544 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillere ait biçerdöver' in davalıya ait trende taşınır iken, aşırı hız sonucu raydan çıkan trenin devrilmesi nedeniyle hasarlandığını, hasar bedeli 750.000.000 TL'nin tamirciye ödendiğini, ancak biçerdöverin 45 gün boyunca tamir nedeniyle çalışamadığını ileri sürerek 1.350.000.000 TL gelir kaybının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların makinesinde meydana gelen hasar bedelinin çekincesiz alındığını, bu nedenle mahrum kalınan kazanç kaybının istenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının hasar bedelini tamirciye ödediği, taraflar arasında hasar bedeline ilişkin ibralaşma söz konusu olmadığı, davacının kâr kaybına yönelik tazminat isteme hakkı bulunduğu, makinenin 45 gün boyunca tamirde kaldığı, davalının bu süreye itirazı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 622.409.100 TL'nin 8.11.1996 tarihinden itibaren % 30 yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; davalı kurumca taşınması üstlenilen biçerdöver makinesinin taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle uğranılan kazanç kaybının tahsiline yöneliktir. Biçer-döverde oluşan hasar taraflarca karşılıklı olarak anlaşma suretiyle tespit edilmiş ve hasar bedeli ödenmiştir. Bu husus dava konusu değildir.
Eşya naklinde oluşan hasar ve ziya nedeniyle nakliyecinin sorumluluğu TTK 785 ve 786. maddelerinde tespit edilmiştir. Davacıların hasar nedeniyle biçerdöveri çalıştıramamasından dolayı uğradığı kâr mahrumiyetini isteyebilmesi ancak TTK'nin 786. maddesinin son fıkrasında sayılan, taşıyıcının ağır kusuru veya hilesinin mevcudiyeti halinde mümkündür. Davacı yargılama sırasında davalının ağır kusurundan da söz etmek suretiyle, bu konudaki Yargıtay kararlarını ibraz etmiş, iddiaya karşı çıkılmamıştır. O halde mahkemece; TTK'nin 786/3. maddesinde açıklanan ağır kusur durumunun değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy