(556 S. KHK. m. 29, 45, 53)
Dava: SEK Süt Endüstrisi Kurumu San. T.A.Ş. ile Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı arasındaki davadan dolayı Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.3.1997 tarih ve 366-167 sayılı hükmü bozan dairenin 16.9.1997 tarih ve 97/5472-5816 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin "Sek" isim ve markasının kullanma hakkını devraldığını, ancak dava dışı O. Tarım Ürünleri Entegre Tesisleri A.Ş.nin "Sek Çay" markasının tescili talebinin davalı tarafından kabul edildiğini, buna yapılan itirazın reddedildiğini ileri sürerek davalının bu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair kararın davalı ile müdahil O. A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine, dairemizin 16.9.1997 tarihli ilamı ile husumetin davalı ile birlikte O. A.Ş.ne de yönetilmesi gerektiğinden söz edilerek karar bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine dosyada mevcut belge ve bilgilerin yeniden değerlendirilmesi sonucunda:
Davacı şirketin davasının 556 sayılı KHK'nin 29, 45 ve 53. maddelerine göre açılmış Patent Enstitüsü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun vaki itirazın reddine dair 2.4.1996 tarih, 210 sayılı kararının iptaline ilişkin bulunduğu, böyle bir davanın Patent Enstitüsü aleyhine ikame edilip neticelendirilmesi gerektiği, müdahil (marka tescil müracaatçısı) şirketin davada taraf yapılmasının zaruri olmadığı, bu yönü ile dairemiz bozma kararının gerekçesinin yerinde olmayıp, karar düzeltme isteminin kabulü ile bozma kararının kaldırılması gerektiği, ancak, somut olayda dava ikamesinden sonra da olsa müdahil şirketin marka tescil isteminin sonuçlandırılıp markasının 2.7.1996 tarihinde 164897 no ile tescil edilmiş bulunması karşısında verilecek kararın müdahilin tescilli markasının iptali sonucunu da doğurup ihtilafın tescilli markanın hükümsüzlüğü niteliği kazanmış olduğu göz önüne alınarak, müdahile bu yönde dava ikamesi imkânı tanınması yolundaki bozma ilamı bu gerekçe ile sonuç olarak doğru bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile gerekçe itibariyle doğru olmayan bozma kararımızın gerekçesi değiştirilerek, yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı değişik gerekçe ile BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine 06.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy