(1086 S. K. m. 77) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.11.1997 tarih ve 122-538 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili taraından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 22.5.1995 tarihinde düzenlenen ve yönetim kurulunca kabul edildiği bildirilen aynı tarihli senette davalı kooperatifin 746 nolu ortağı olduğunu, 1.11.1996 tarihinde yapılan genel kurulda alınan karar uyarınca, anahtar teslim tarihi ile 300.000.000 TL ödeyen ortakların üyeliklerinin devam edeceğine ve bankaca bir aidat ödemesi yapmayacağını, ancak kooperatif yönetim kurulunun 2.1.1997 tarih ve 28 nolu kararı uyarınca, aidatlarını ödemediğinden bahisle ortaklıktan çıkarıldığını, kendisine herhangi bir uyarı yapılmadığını ileri sürerek hakkında verilen çıkarma kararının iptalini, anahtar teslimi üyeliğinin tespit ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı yan duruşmaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddia ve toplanan kanıtlara göre, kooperatif kayıtlarına göre davacının kooperatif ortağı olduğunun tartışmasız olduğu, aidat ve gecikme faizlerini ödemesine dair noter aracılığı ile gönderilen ihtarnamelerin belirlenemediği, davalı vekili bilirkişi raporuna yaptığı itirazda ortaklık belgesi ve sözleşmedeki imzaların kooperatif yöneticilerine ait olmadığı ve kooperatif kayıtlarında da, toplu bir ödemenin olmadığından kabul edilmeyeceğini bildirdiği, bu itirazların dava ile bir ilgisi olmadığının kabul edildiği, öncelikle kooperatif üyesi olarak kabul edilerek, hakkında ihraç kararı verilen davacıya ihraç öncesi uyarıların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği kanıtlanamadığından ihracın usulüne uygun olmadığının kabulünün gerektiği, davacının anahtar teslimi üyeliğinin tespit ve tesciline, öncelikle ihraç kararının iptali konusunda karar verildikten sonra kooperatif ortağı olan davacıya yapılacak ödeme emirlerine karşı açılacak menfi tespit davası ile bakılabileceği, bu nedenle bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı kooperatifin 2.1.1997 tarih ve 28 sayılı davacının ihracına ilişkin kararın iptaline, davacının davalı kooperatif üyesi olduğuna, anahtar teslimi üye olup olmadığı hususunun tespiti konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife 300.000.000 TL ödeyerek anahtar teslimli ortak olarak kabul edildiğini, buna karşın daha sonra kooperatife olan borcunu ödemediğinden bahisle ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek, ortaklıktan çıkarma kararının iptali ile anahtar teslimli ortak olduğunun tespitini talep etmiştir.
Görüldüğü gibi, davacının kooperatif ortaklığı, ortaklıktan çıkarılmak suretiyle ihtilaflı hale gelmiştir. Davacının 300.000.000 TL ödeyerek kooperatife ortak olarak alındığını ve kooperatife herhangi bir ödeme yapması gerekmediğini iddia etmesi, kooperatife borçlu bulunmadığının tespitini içeren bir talep olmasına göre mahkeme bunun ayrı bir dava konusu olacağının vurgulanması yerinde değildir. O halde davacının iddia ettiği şekilde ve nitelikte ortak olup olmadığına dair kanıtları incelenip değerlendirilerek bu konuda da olumlu ya da olumsuz bir karar vermek gerekirken, davacıyı ayrı bir dava açma durumunda bırakmak HUMK 77. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine aykırı bulunmuş olup, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.5.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy