(2004 S. K. m. 50, 67)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kadıköy Asliye 6. Hukuk Mahkemesince verilen 12.11.1997 tarih ve 110-889 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı vasıtaya davalıya ait araçla tam kusurlu biçimde çarpılarak hasarlandığını, hasar bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 1996/242 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın reddini savunmuşur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalının maliki bulunduğu vasıtanın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, sigortalı araçta (190.000.000) TL hasar oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takibe yapılan itirazın (190.000.000) TL'lık kısmının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere işbu dava, icra takibine vaki itirazın iptali davası olarak açılmış bulunmaktadır. Böyle bir davanın dinlenebilmesi için ortada yetkili icra dairesinde mevcut bir icra takibi bulunmalıdır.
Bilindiği üzere icra takibi sebebiyle gönderilen ödeme emrine karşı borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise bu itirazın kaldırılması yetkisi münhasıran icra tetkik merciine ait olup, yine yetki itirazı ile birlikte borcun esasına itiraz edilmişse alacaklı gerek gördüğü takdirde bu itirazın kaldırılmasını yine icra tetkik merciinden isteyebileceği, İ.İ.K.nun 50/2 maddesi hükmü gereğidir. Yetki itirazı ile birlikte borcun esasına itiraz edildiği durumda ise alacaklı icra tetkik merciine başvurmadan aynı yasanın 67. maddesi hükmü gereğince itirazın iptali davasını mahkemede açmışsa , mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisinin araştırılması ve şayet buna ilişkin itiraz yerinde değil ise borcun esasına karşı itirazın incelenmesine geçilerek hüküm kurulmalıdır. Böyle değil ise, yani icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna varılıyor ise o zaman mahkemece borcun esasına yönelik itirazın incelenmesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın bu yönden reddine karar verilmelidir. Bu durumda alacaklı taraf icra takip dosyasının yetkili icra dairesine intikalini sağlayıp, borçluya yeni bir ödeme emri tebliğ ettirmeden, ortada mevcut ve geçerli bir icra takibi olmaması sebebiyle itirazın iptali davacı koşulları oluşmadığından bu davanın dinlenmesi mümkün değildir.
Dava konusu olayda, davalı borçlu İstanbul İcra dairesince çıkarılan ödeme emrine karşı yetkili icra dairesinin Kadıköy İcra dairesi olduğu yolunda yetki itirazında bulunmuş ayrıca borcun esasına da itiraz etmiş bulunmaktadır. Alacaklı davacı ise, itirazın iptaline ilişkin bu davayı Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde açarak davalı borçlunun icradaki yetki itirazını benimsemiş bulunmaktadır. Nitekim dava dilekçesinde de yetki itirazına hiç değinilmemiş, sadece borçlunun borca vaki itirazının geçersiz olduğu ileri sürülmüş bulunmaktadır. Böyle bir durumda İstanbul İcra Dairesi'nde yapılmış olan icra takibi, yetkisiz icra dairesi olması itibarıyla ortada geçerli bir icra takibi bulunduğundan sözedilemez. Zira, davacı alacaklı yetkili icra dairesinde davalı borçluya yeni bir ödeme emri tebliği ile yükümlü bulunmakta ve bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmaktadır.
O halde, ortada geçerli ve yetkili yer dairesinde yapılmış bir icra takibi mevcut bulunmadığından koşulları oluşmayan icra takibine vaki itirazın iptali davasının bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde hiç durulmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekiline göre davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığından, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 8.6.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy