(1086 S. K. m. 284) (7201 S. K. m. 20, 21)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.11.1997 tarih ve 1211-1059 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatifçe tahsis edilen dairede oturduğunu, kooperatif yönetimince 16.8.1998 tarihli taahhütname verildiğini ve müvekkilinin ödeyeceği miktarın belirlendiğini, bu meblağ dışında ve konut kredisi dışında konut maliyeti olarak başka talepte bulunmayacağının taahhüt edildiğini, taahhütnamedeki ödemelerin tümünün müvekkilince ödendiğini buna rağmen davalı kooperatifçe yasal dayanağı olmayan ihtarların gönderilip, müvekkilinin kooperatiften ihracına karar verildiğini ileri sürerek 12.8.1996 gün ve 136 sayılı Yönetim kurulunun ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın hak düşürücü 3 aylık sürede açılmadığını, 3.3.1996 günlü genel kurulda kooperatifin kesin maliyet hesaplarının yapıldığını, konut maliyet bedellerinin belirlendiğini, davacının bu bedelin bir kısmını ödemediğini bu nedenle ihtarların çekildiğini, yine ödenmeyince de ihracına karar verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından ihraç kararının davacıya Tebligat Kanunu 20 ve 21 maddelerine uygun tebliğ edilmediğinden tebligatı öğrenme beyanı olan 28.11.1996 tarihinin tebliğ tarihi alındığı, davacının 3.3.1996 tarihine kadar sözleşmeli üye olarak ve kendisine kooperatifçe verilen taahhütname uyarınca ödemelerini normal yapan üye durumunda olduğunu çıkarma kararının yasa, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına uygun olmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı vekilinin; Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, 3.3.1996 tarihli davalı kooperatifin olağan genel kurul toplantısında açıkça sözleşmeli diye bir ortaklığın olmamasına bütün ortakların (konut maliyetine göre) eşit ödeme yapmalarını her ortağın aldığı konut m2 büyüklüğüne göre konut maliyeti ödemesine ve bu konuda yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildiğine ve bu genel kurul kararına karşı iptal davası açılmadığına göre, kesinleşip tüm ortakları bağlar. Ne var ki, mahkemece alınan bilirkişi raporu davacının borcunun hesaplama açısından yetersizdir. Yargıtay denetlemesine imkan verecek nitelikte değildir. Mahkemece konusunda uzman üç bilirkişiden oluşturulacak kurul aracılığıyla davacının kooperatife olan borcunun 3.3.1996 günlü genel kurul kararı da dikkate alınarak hesaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik soruşturma ile hüküm tesisi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda 1 Nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy