(6762 S. K. m. 1143, 1153, 1339)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.11.1997 tarih ve 631-1060 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı kimyasal maddenin davalının acenteliğini yaptığı gemi ile Türkiye'den Abu Dabi'ye taşınıp, alıcısına hasarlı teslim edildiğini ileri sürerek, sigortalısına ödenen 1.108.577.000 TL nin 5.10.1995 ödeme tarihinden itibaren banka iskonto faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, satışın CİF satış olduğunu, nefi ve hasarın alıcıya ait olduğunu, davacının dava hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete sigortalı kimyasal maddelerin, davalının acenteliğini yaptığı gemi ile taşınmakla beraber satışın CİF satış olduğu, malların satıcı tarafından gemiye yüklendiği, satıcının yüklenen malın nitelikleri konusunda yanlış beyanda bulunduğu gibi, malın gemiye yüklenmesinden itibaren nefi ve hasarın alıcıya ait olduğu bu suretle satıcıya ödenen tazmintın davalı taşıyıcıdan istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında davacının sigortalısının malı alıcıya CİF satış olarak sattığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. CİF satışta kural olarak TTK'nun 1143 ncü maddesi uyarınca malların, geminin küpeştesini aştığı andan itibaren nefi ve hasarı alıcıya ait ise de, somut olayda dosyaya sunulan faturada malların kimyevi madde olduğu ve CİF satış olarak satıldığı ancak ödemenin konişmento tazmininden 90 gün sonra olacağı açıkça yazılı olup. gümrük çıkış beyannamesinde de malların vesaik mukabili olarak satıldığı da belirtilmiş bulunmasına ve alıcının TTK.nun 1153 ncü maddesine göre satış bedelinin hasar tarihi itibariyle ödenmediği anlaşıldığından, TTK.nun 1339 ncı maddesi gereğince satıcının malı kendi adına menfaat ilişkisi sebebiyle sigorta ettirebileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davacının gerçek zararının tespit edilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.6.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy