(1163 S. K. m. 53)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Zonguldak 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 23.12.1997 tarih ve 79-644 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 24.11.1998 gününde davalı avukatı E. Mekik geldi davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı kooperatife arsalarını veren müvekkillerini beğenecekleri dairelerin anahtar teslimi teslim edileceğini, müvekkilinin hiç bir mali yükümlülüğü olmadığı halde davalı kooperatifin 12.1.1997 tarihli genel kurulunda merdiven boşlukları badanası, küpeşte vernikleri, çatı bacaları ve çevre düzenlemesi için yapılacak harcamalar ile yükümlülük getirecek kararlar alındığını ileri sürerek, buna ilişkin genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili cevabında, davacıların ortak olduklarını, genel kurulda alınan kararların sözleşme kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia ve savunmaya, toplanan delillere bilirkişi raporuna nazaran, arsa sahibi olan davacılar ile yapılan sözleşme kapsamına aykırı yükümlülükler getirilmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile, 12.11.1997 tarihli genel kurulun gündemin 10.maddesinde alınan kararın iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacılar verdikleri arsa karşılığı kendilerine anahtar teslimi dair verileceği uyuşmazlık dışı olup, hatta davacıların dairelerini 1995 yılı içinde teslim alarak kullanmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Bu davada üzerinde durulması ve açıklığa kavuşturulması gereken husus, kooperatifin böyle bir taahhüdü karşısında, arsa sahibi ortaklardan daire teslim edilmesine rağmen aidat, genel giderler, müşterek kullanım alanları zorunlu giderleri gibi her ne surette olursa olsun artık bir para talep edilip edilemeyeceği üzerinde toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme çok ayrıntılı hükümler taşımamakla birlikte, arsa sahibi davacılardan, aidat, ana taksidi, fiyat artışları gibi bilumum masraf talep edilmeyeceği taahhüt edilmiş olup, artık bundan maksadın, yol, su, elektrik, alt yapı gibi zorunluluk arzeden işlere yapılan harcamalardan arsa sahiplerinin sorumlu tutulamayacağı olduğunun kabulü gerekir.
Ancak, her sözleşmenin amacına uygun yorumlanması zorunlu olup, davacılara tanınan bu muafiyetin her ne sebeple olursa olsun, kooperatifin tasfiyesine kadar bu şekilde süreceğinin ve her ne nam adı altında olursa olsun, davacılardan hiçbir para talep edilemeyeceği gibi bir sonuca gidilmesi de mümkün değildir. Burada önemli olan husus, yukarıda da belirtildiği gibi, anahtar teslimi daire taahhüdünün, gerekli olan diğer zorunlu gider ve harcamaları da kapsadığı, ancak, teslim edilen dairenin bizzat kullanmasından doğan giderlerin ve ihtiyari yapılan bazı harcamaların bu taahhüdün kapsamı dışında kalacağının gözden kaçırılmamasıdır.
Dava konusu olaya dönüldüğünde davacılara taahhüt edilen dairelerin 1995 yılında teslim edildiği anlaşılmakta olup iptali istenen genel kurul ise 12.1.1997 tarihinde yapılmış ve arsa sahibi davacıların da, merdiven boşlukları badanası, küpeşte vernikleri, çatı bacaları ve çevre düzenlemesi masraflarından sorumlu tutulması kararlaştırılmıştır. Daire tesliminden 2 yıl kadar sonra hasıl olan bu masrafların dairenin kullanımından doğan masraflar olduğunun ve çevre düzenlemesi masrafının da ihtiyari bir masraf olduğunun ve dolayısıyla, bu masraflardan davacıların da sorumlu tutulmasında, taraflar arasındaki sözleşmeye, iyiniyet kurallarına, eşitlik ilkelerine aykırı bir husus bulunmadığının kabulü zorunludur.
Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu da bahsedilen karar da, 27.3.1993 tarihli genel kurula ait olup, o tarihte davacılara teslim edilen henüz bir daire olmadığından, mahkemece 27.3.1993 tarihli genel kurulun iptaline ilişkin verilen önceki kararın aradan uzunca süre geçmesi de nazara alındığında emsal olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekil ile temsil olunan davalı yararına takdir olunan 30.000.000 lira vekillik ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy