(506 S. K. m. 4, 26)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Karabük Asliye 1. Hukuk Mahkemesince verilen 1.10.1997 tarih ve 198-192 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı S.Ö. tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 1.12.1998 gününde davalı avukatı S. S. geldi davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafın avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonra bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 30.4.1994 tarihli tav fırınlarında euruf kırılması, tuğla, hurda, artık vb, malzemelerin temizliği ile çevre temizliği işleri için sözleşme yapıldığını ve sözleşmenin IX ve IX/5 maddeleri gereğince bir iş kazası meydana gelirse, talep edilecek tazminatı davalının üstlendiğini, 28.2.1995 tarihinde davalının çalıştırdığı işçilerden birisinin iş kazası sonucu ölmesi nedeniyle müvekkilinin ilgililere ödediği (975.952.000) TL tazminatın bir kısmının ödenmesine rağmen bakiyesinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek (780.761.000) TL nin yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, olayda istihdam ettiği işçinin %20 davacı müessesinin ise %80 kusurulu olup, bu kusur oranına göre hissesine düşen tazminat miktarının davacıya ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davalının istihdam ettiği bir işçinin iş kazası neticesi ölmesi nedeniyle yargı kararına istinaden davacı kurumun ilgilelere (833.457.000) TL tazminat ödediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 ve 6 maddelerine göre kaza halinde davacının bu nedenle ödeyeceği maddi ve manevi tazminatın davalı tarafından üstlenilmiş olup, tacir olan ve serbest iradesiyle sözleşmeyi imzalayan davalının bu sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, öte yandan sözleşmenin bu hükümlerinin BK.nun 19,20,99 maddelerine aykırılığının iddia ve ispat da olunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, (780.761.000) TL nin 14.7.1997 tarihinde yürütülecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 30.5.1994 tarihli sözleşme ile curuf kırılması ve temizlik gibi bazı hizmetlerin davalı tarafından gerçekleştirilmesi kabul edilmiş olup, anılan sözleşmenin "IX umumi" başlıklı maddesinin 5. bendinde, "bir kaza veya meslek hastalığı halinde tüm sorumluluğunu müteahhide (davalı) ait olacağı, bu nedenle Demirçelik (davacı) tarafından ilgilileri bir hüküm altına alınmıştır. İşyerinde 28.2.1995 tarihinde meydana gelen iş kazasında davalının istihdam ettiği işçilerden birinin hayatını kaybettiğini ve davacının da olay nedeniyle ilgililere tazminat ödediği çekişmesizdir. Ancak, olay nedeniyle iş Mahkemseinde görülen davanın yargılaması sırasında davalının istihdam ettiği işçinin ölümünde, davacı tarafın da kusurlu olduğu açıklığa kavuşmuş olup, hiç kimsenin, kendi kusuru nedeniyle meydana gelen olaydan lehine sonuç çıkarması hukuken himaye edilemez. Şayet, davalının istihdam ettiği bir işçinin ölümü veya yaralanmasında asıl işveren durumundaki davacının kusuru varsa, yukarıda sözü edilen sözleşmenin IX/5 maddesinin bu olaya aynen uygulanması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, asıl işveren sıfatı ile ilgililere tazminat ödeyen davacının kendi kusuru oranında davalıya rücu edemeyeceğinin kabulü ile, bu ilke çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 30.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 1.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy