(6762 S. K. m. 57) (556 S. KHK. m. 8, 42, 61)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesince verilen 8.10.1997 tarih ve 938-866 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1992 yılından beri imâl ettii yaylı yataklara kullandığı "B." markasının davalı tarafından marka olarak kullanılarak haksız rekabette bulunulduğunu ve bu markanın davalı tarafından tescil ettirildiğini ileri sürerek, haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün tespitini, iltibasa yol açan ticaret unvanının ve markanın terkinini, 50.000.000 TL. maddî ve 50.000.000 TL. manevî tazminatın davalıdan tahsilini ve kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu markayı 8.11.1994 tarihinde tescil ettirdiğini, 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve müvekkilinin 1983 yılından bu yana "Barış Sünger" yatak unvanını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, 556 sayılı KHK.nın 61. ve TTK.nun 57/5. maddeleri uyarınca davalının tescilli marka ve ticarî unvanı kullanmasının davacının tescilsiz unvanı ile markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK.nin 8/3. madde ve fıkrasında tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin marka tesciline itiraz hakkı düzenlenmiş olup, burada itiraz hakkına daynaak olarak tescilli hak sahibi olma zorunluluğu getirilmediği açıktır. Anılan KHK'nin 42/1-b madde, fıkra ve bendinde ise 8. maddede sayılan hallerde yetkili mahkemeden markanın hükümsüzlüğünün istenebileceği öngörülmektedir. Bu hükmü takipeden 43. maddede ise markanın hükümsüzlüğünü isteyebilecek kişiler arasında zarar gören şahıslar da sayılmıştır.
Açıklanan bu durum karşısında mahkemece, yukarıda belirlenen esaslar çerçevesinde marka terkin talebine ilişkin davanın esasına girilerek, taraf delillerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken salt tescilli marka kullanmasının tescilsiz markaya tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 6.7.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy