(743 S. K. m. 152)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.12.1997 tarih ve 105-1013 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların 1985 yılında evlenip, 14.12.1995 tarihinde boşandıklarını, evlilik birliğinin devamı içinde müvekkilinin davalıya olan görevi nedeniyle satın aldığı aracın kaydını dahi davalı adına yaptığını, müvekkilinin gelirinin davalının gelirinden çok fazla olduğunu, resmi kayıtlarda davalı adına olan kooperatif payının ödemelerini müvekkilinin yaptığını, davalının da, önce bunu kabullendiğini, ancak daha sonra boşanmayı müteakip davacıya ait olduğu halde, kooperatif payının satışa çıkardığını, davalının inanç sözleşmesinden kaynaklanan borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek, S.S. M. G. Konut Yapı Kooperatifindeki davalı adına kayıtlı payın davacıya aidiyetinin tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hiçbir tazminat talep etmeden boşanmayı kabul ettiğini, kooperatifteki payla bir ilgisinin bulunmadığını, davacının aydın bir kişi olduğunu, inanç sözleşmesine dayanamayacağını, kooperatifteki paya katkısı varsa yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; tarafların Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1995/1045-1120 sayılı kararla boşandıklarının anlaşıldığı, davacı vekili, müvekkilinin boşandığı eşi davalının M. G. Konut Yapı Kooperatifi'ndeki davalı adına kayıtlı payın müvekkiline aidiyetini istemiş, bilirkişi raporunda da, dava konusu payın (dairenin) edinilmesinde tarafların eşit katkısının bulunduğu belirtilmiş ise de, davacı ile davalının müştereken birlikte bir kooperatife ortak olmak ve konut alımı hususunda aralarında bir anlaşma olduğunun davacı yanca yeterli kanıtla kanıtlanmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıda özetlendiği gibi, davacı vekili, müvekkilinin davalı ile evli olduğu sırada dava dışı Gonca Yapı Kooperatifine ortak olduğunu, ancak eşine olan görevi nedeniyle pay kaydının eşi adına yapıldığını, gerçekte tüm aidatlarını kendisinin ödediğini iddia etmiş, davalı yan ise, sözkonusu kooperatif payının kendisine ait olduğunu ve tüm aidatların kendisi tarafından ödendiğini savunmuştur.
Davacı ve davalının 1985 yılında evlendikleri, kooperatife de, 20.11.1992 tarihinde ortak olunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, dosya arasındaki belgelerden evlilik birliğinin devam ettiği 1992 tarihinden tarafların boşandıkları 1995 tarihine kadar her ikisinin ayrı işlerde çalıştıkları, gelir durumlarının birbirine yakın olduğu saptanmıştır. Evlilik birliğinin devam ettiği sırada karı-koca arasında kooperatif payı konusunda sözleşme yapılmasının beklenemeyeceğine ve kooperatife ortak olunduğu 1992 tarihinde tarafların boşandıkları 1995 tarihine kadar davacı kadının aile bütçesine eşit şekilde katkıda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmış bulunmasına göre, dava dışı kooperatifteki payın 1/2 sinin davacıya ait olduğunun tesbiti, boşanma tarihinden sonra bu pay oranında aidatların taraflarca eşit şekilde ödenmesine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklana nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.07.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy