(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Suluova Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24.2.1998 tarih ve 678-33 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 21.12.1998 gününde davacı asil Musa Şişli ile davalı asil Mehmet Köksal gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı Başak Sigorta AŞ ne yaptırdığı dolu sigortası nedeniyle düzenlenen poliçe primlerini ilişkin ve adı geçen şirket namına düzenlenen iki adet senedin geçerli bir ciro veya temlik olmadığı halde davalı tarafından takibe konulduğunu, davacının böyle bir takip hakkı olmadığını, öte yandan poliçe prim taksitlerinin sigorta süresi bittikten sonra tahsil edilecek şekilde senetler düzenlenmiş olup, esasen prim ödenmediğinden riziko gerçekleşse dahi poliçe geçersiz olacağı için tazminat ödenmeyeceğini, bu nedenle borçlu olmadığını ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı senetlerin poliçe prim bedeli olarak verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya toplanan delillere nazaran, icra takibi konusu yapılan senetlerin teminat senedi olduğunu davacının geçerli deliller ile kanıtlayamadığı gibi, yemin teklifinde de bulunmadığından kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı tarafından keşide edilmiş iki adet senedin icra takibine konu edilmesi nedeniyle İİK.nun 72. maddesine dayalı olarak açılmış menfi tespit davasıdır. Davacı, dava dilekçesinde iddialarını terditli olarak iki ayrı hukuki nedene dayandırmış olup, ilk olarak icra takip alacaklısı olan davalının, sözkonusu senetleri usulüne uygun ciro silsilesi ile veya usulüne uygun temlik cirosu ile elde etmediğinden takip hakkı olmadığı ileri sürülmüş, ikinci olarak da, senetlerin düzenlenmesine neden asıl ilişki bakımından da sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle bir borç bulunmadığı açıklanarak, borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir.
Her ne kadar hukuki tavsif ve değerlendirmenin mahkemece re'sen yapılması gerekli ise de, mahkemece, usul hükümlerine de aykırılık teşkil etmeyen tevditli iki ayrı iddiasının ayrı ayrı değerlendirilmesi, davalının senetler nedeniyle bir takip hakkı bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, şayet davalının takip hakkı olduğu sonucuna varılır ise, bu defa davacının diğer iddialarının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, senetlerin teminat senedi olduğuna dair bir iddia olmadığı halde, bu yöne değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, buna bağlı olarak da, davacıya teklif edilen yemin icapsız olduğundan kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, taraflar kendilerine vekille temsil ettirmediklerinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy